Çanakkale Boğazı, tarih boyunca jeopolitik ve askeri açıdan dünyanın en stratejik geçiş noktalarından biri olmuştur. Girit'in Fethi sürecinde (1645-1669 Osmanlı-Venedik Savaşı), Osmanlı İmparatorluğu donanmasının Venedik Cumhuriyeti'nin boğazdaki ablukasını kırma girişimi, tarihe Üçüncü Çanakkale Deniz Muharebesi olarak geçen büyük bir askeri mücadeleye sahne olmuştur. 26-27 Haziran 1656 tarihlerinde gerçekleşen bu çatışma, Osmanlı denizcilik tarihi açısından 1571'deki İnebahtı Deniz Muharebesi'nden sonraki en büyük hezimetlerden biriyle sonuçlanmıştır.
Muharebenin Öncesi ve Stratejik Arka Plan
Osmanlı İmparatorluğu'nun Girit'i fethetmek üzere 1645 yılında başlattığı harekât başlangıçta başarıyla ilerlemiş ve Kandiye hariç adanın önemli merkezleri kontrol altına alınmıştı. Ancak 1648 yılında Sultan İbrahim'in tahttan indirilmesi öncesi ve sonrasında başkent İstanbul'de yaşanan büyük kargaşa, Venediklilere toparlanma fırsatı sundu. Osmanlı Donanması'nın Girit'e takviye göndermesini engellemek isteyen Venedikliler, Çanakkale Boğazı'nın Ege Denizi çıkışını abluka altına aldı. 1654 yılında Osmanlı donanması bu ablukayı kırmayı başarmış olsa da, 1655 yılındaki çatışmada Zurnazen Mustafa Paşa komutasındaki donanma büyük kayıplarla boğazdan geri çekilmek zorunda kalmıştı.
26 Haziran Sabahı Harekâtı ve Erenköy Körfezi Muharebesi
1656 yılına gelindiğinde, Lorenzo Marcello komutasındaki Venedik donanması ile Malta Şövalyeleri filosu güçlerini birleştirerek büyük bir savaş gücüne ulaştı. Kaptan-ı Derya Sarı Kenan Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, 26 Haziran sabahı boğazdan çıkış harekâtını başlattı. Başlangıçta kuzeyden esen rüzgâr Osmanlı gemilerine hız kazandırsa da, saat 11.00 sularında rüzgârın batıdan esmeye başlamasıyla Osmanlı gemileri Asya kıyısındaki Erenköy Körfezi'ne sıkışarak kapana kısıldı. Taarruza geçen Venedik donanması karşısında Osmanlı donanması ağır bir hezimete uğradı; 22 kalyon, 4 mavna ve 21 kadırga batırıldı ya da yakıldı. Birçok gemi esir alınırken, Sarı Kenan Paşa ancak 14 kadırgasıyla kalelerin korumasına sığınarak kurtulabildi.
Krizin Başkente Etkileri ve Köprülü Devri
Bu ağır hezimet, başkent İstanbul'u tamamen savunmasız bıraktı ve şehirde büyük bir paniğe yol açtı. Venedik donanmasının İstanbul'a ilerleme ihtimaline karşı surları alelacele badanalatan ve çevresindeki evleri yıktıran Sadrazam Boynuyaralı Mehmed Paşa'nın bu hamleleri panik havasını körükledi, yiyecek fiyatları aşırı derecede yükseldi. Devlet yönetimindeki bu kriz, nihayetinde 15 Eylül 1656 tarihinde Köprülü Mehmed Paşa'nın sadrazamlığa getirilmesiyle yeni bir dönemin başlamasına vesile oldu. Donanmanın hezimetinden sorumlu Kaptan-ı Derya Sarı Kenan Paşa ise azledilerek Eğriboz muhafızlığına sürgün edildi.