Çanakkale Deniz Muharebesi (1657), Osmanlı İmparatorluğu ile Venedik Cumhuriyeti arasında gerçekleşen 1645-1669 Osmanlı-Venedik Savaşı'nın (Girit Savaşı) en kritik safhalarından biridir. Kaptan-ı Derya Topal Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması, karadan Sadrazam Köprülü Mehmed Paşa'nın da büyük desteğiyle 17-19 Temmuz 1657 tarihleri arasında Venedik ablukasını kırmak amacıyla Çanakkale Boğazı önlerinde tarihi bir çarpışmaya girmiştir. Bu muharebe, bir önceki yıl ağır bir yenilgi almış olan Osmanlı Donanmasının kış boyunca inşa edilen yeni gemileriyle kazandığı son derece hayati bir zaferle sonuçlanmıştır.
Muharebe Öncesi Stratejik Gelişmeler
Venedik donanmasının komutasını 1657 yılının Şubat ayında devralan Amiral Lazaro Mocenigo, Çanakkale Boğazı üzerindeki ablukayı sıkılaştırmıştır. Osmanlı donanmasına bağlı 40 küçük gemilik bir Türk filosunun 19 Mart 1657'de Bozcaada'ya gerçekleştirdiği çıkarma girişimi başarılı olamayarak Midilli'ye demirlemek zorunda kalmıştır. Ege Denizi'nde hakimiyet mücadelesi sürerken, Delos adası civarında toplanan Venedik donanması sırasıyla Midilli ve Sakız adalarına yönelmiş, ancak Rodos'a gitmekte olan Türk filosunu yakalayamamıştır. Venedikliler, 3 Mayıs'ta Sakız civarında Osmanlılara yardıma gelen Cezayir filosuyla çarpıştıktan sonra kuzeye yönelerek 24 Haziran'da Çanakkale Boğazı önlerine yeniden demirlemiştir.
Boğaz'da Savunma ve Yarma Harekâtı
Muharebenin ilk aşamalarında Venedikliler 8.000 askerle karadan çıkarma yapmayı deneseler de ağır kayıplarla geri çekilmek zorunda kalmışlardır. Savunmayı güçlendirmek isteyen Serasker Köprülü Mehmed Paşa, Gelibolu'dan Anadolu yakasına geçerek karargahını Kale-i Sultaniye yakınına kurmuştur. Bu doğrultuda Rumeli yakasındaki Soğanlıdere ile Anadolu yakasındaki Küçük Kepez mevkilerine güçlü topçu bataryaları yerleştirilmiştir. Boğaz'daki ablukayı kırmak isteyen Osmanlı Donanması, 3 Temmuz'da 48 savaş gemisi ve nakliye gemileriyle Boğaz'da belirmiş ve 17 Temmuz'da yarma harekâtını başlatmıştır. Çarpışmanın başında 9 gemi kaybedilmesi ve denizde savaşmak istemeyen yeniçerilerin gemileri terk ederek karaya çıkması büyük bir kriz yaratmışsa da Köprülü Mehmed Paşa'nın firari 800 askeri idam ettirip kalanları gemilere geri döndürmesiyle bu buhran aşılmıştır.
Kumburnu'ndaki Kahramanlık ve Zafer Anı
Savaşın seyri, Türk askerlerinin gösterdiği büyük cesaret ve stratejik atışlarla değişmiştir. Venediklilerin eline geçen Süleyman Kaptan mavnası, Alaiye Sancakbeyi Küçük Mehmed Bey komutasındaki 60 Türk askerinin sandallarla gerçekleştirdiği ani baskınla kurtarılmış ve 150 esir alınarak Osmanlı tarafına büyük bir moral kazandırılmıştır. 19 Temmuz günü Venedik donanması genel bir hücuma kalkışmış ve Amiral Mocenigo, Topal Mehmed Paşa'nın baştardasını ele geçirmek üzere en ön saflarda ilerlemiştir. Tam bu sırada Kumburnu mevkiinde konuşlu topçu Kara Mehmed'in gerçekleştirdiği isabetli top atışı, Venedik baştardasının barut mahzenini havaya uçurmuştur. Amiral gemisinin infilak etmesiyle büyük bir şok yaşayan Venedik donanması taarruzu durdurmuş, komutayı alan Amiral Badoer ise savunmanın gücünü görerek 20 Temmuz'da taarruzdan vazgeçip Bozcaada'ya çekilmiştir.
Zaferin Sonuçları ve Ege'deki Coğrafi Değişiklikler
Kazanılan bu görkemli zafer, olası bir mağlubiyet durumunda doğrudan istila tehlikesi altına girecek olan payitaht İstanbul'u kurtarmıştır. Muharebenin ardından Ege Denizi'ne açılan Osmanlı Donanması, ablukanın tamamen kırılmasıyla 31 Ağustos'ta Venedik işgali altındaki Bozcaada'yı kuşatmış, ardından 12 Kasım'da ise Limni adasını geri almayı başarmıştır. Bu kritik başarı, Osmanlı İmparatorluğu'nun denizlerdeki gücünü yeniden tesis ettiğini kanıtlayan dönüm noktalarından biri olarak tarihe geçmiştir.