Sivas Şarkışla'nın Tarihi Değeri: Çanakçı Köyü
Sivas il merkezine 78 kilometre, Şarkışla ilçe merkezine ise 30 kilometre uzaklıkta konumlanan Çanakçı Köyü, İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve deniz seviyesinden 1324 metre yükseklikte (rakım) bulunan tarihi bir yerleşim yeridir. Tarihi kayıtlara göre köy, 1928 yılından beri aynı adı taşımaktadır. Zaman içinde değişen nüfus yapısıyla dikkat çeken köyde, 2021 yılı verilerine göre 313 kişi yaşamaktadır.
Hicri 1272 Yılından Günümüze: Tarihi Köy Odası
Köyün en önemli kültürel ve tarihi miraslarından biri, ahşap direklerle desteklenerek inşa edilmiş olan tarihi köy odasıdır. Köy odasının içerisinde yer alan tabeladaki bilgilere göre bu yapı, Hicri 1272 (Miladi 1855) yılında inşa edilmiştir. Günümüzde de köy halkı tarafından sürekli temiz tutulan ve bakımı özenle gerçekleştirilen bu tarihi köy odasında, son yıllarda geleneksel köy odası sohbetleri yeniden canlandırılmaya çalışılmaktadır.
Dilden Dile Aktarılan Bir Anadolu Anlatısı: Subatan Efsanesi
Çanakçı Köyü, kültürel zenginliğinin bir parçası olarak dilden dile aktarılan ve Subatan olarak bilinen doğa olayına zemin hazırlayan hüzünlü bir efsaneye ev sahipliği yapar. Efsaneye göre, Lutuf Han'ın yedi oğlu ve sevdanın ne olduğunu bilmeyen Nazo adında bir kızı vardır. Nazo, bir gün pencereden bakarken gördüğü çoban Emo'ya aşık olur. İkilinin bir düğünde göz göze gelmesi ve çobanın kaval çalmasıyla başlayan aşkları kısa sürede çevreye yayılır. Durumu öğrenen Lutuf Han, kızını zindana attırır; çoban Emo ise kızın serbest bırakılacağını düşünerek dağlara kaçıp bir ine (mağaraya) saklanır.
Felaketle Sonuçlanan Düğün ve Subatan'ın Oluşumu
Yıllar geçtikten sonra babası tarafından zindandan çıkarılan Nazo, dağda arkadaşlarıyla gezerken yollarını kaybeder ve çobanın saklandığı ini bulur. Emo'nun hasta halini gören Nazo, arkadaşlarına içeride yılan olduğunu söyleyip kaçar, ancak güvendiği bir hizmetçi (azap) aracılığıyla her gün ona yiyecek gönderir. Nazo'nun bir bey ile evlendirileceği düğün günü geldiğinde, iyileşen Emo kavalıyla konağın önünde çalıp söyler. Düğün alayı yola çıktığında atını ormana saklayıp yol üstünde bekleyen Emo, düğün alayına beddua (ilenç) eder. Emo'nun bedduası üzerine başlayan şiddetli yağmur ve büyük sel felaketi ovayı sular altında bırakarak düğüncüleri ve atları yutar. Emo ve Nazo bir ağacın dalına sığınarak kurtulmaya çalışırken, ovadaki toprak ikiye yarılır ve sular dönerek bu obruğun içine dolar. Felaketi duyup gelenler çamurda dağlara doğru giden iki çift ayak izi bulurlar. O günden beri dağlardan eriyen kar suları ve yağmurlar, yörede Subatan olarak adlandırılan bu yarığa dolarak kaybolmaktadır.