İstanbul açıklarındaki adaların en büyüğü olan ve tarihi kaynaklarda Yunanca Prinkipos (Prens) adıyla kaydedilen Büyükada, Marmara Denizi'nin en önemli destinasyonlarından biridir. Adanın geçmişine dair en eski yazılı belgelerden biri, 17. yüzyılın ortalarına tarihlenen Evliya Çelebi'nin ünlü eseri Seyahatnâme'sinde adanın Kızılada adıyla anılmasıdır. Çok daha eski dönemlerde ise Büyükada, M.S. 540 yılına tarihlenen İskenderiyeli Hesyxios'un Leksikon eserinde Pityoússa/Pityoúdes ismiyle; 9. yüzyılda ise Theofanis'in Vakainameler (Chronikon) eserinde Prinkipos ismiyle kaydedilmiştir.
Büyükada'nın Köklü Tarihi ve Geçmişi
Büyükada'nın köklü geçmişine ışık tutan en eski somut arkeolojik bulgu, 1930 yılında Karacabey mevkisindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınlarında keşfedilen Büyükada Definesi'dir. Büyük İskender'in babası Makedonya Kralı II. Filip'e ait 207 adet altın sikkeden oluşan bu değerli define, günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Diğer Prens Adaları gibi Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılan Büyükada, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethinden bir ay önce alınmıştır. I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden adadaki canlılık 1930'lara kadar büyük ölçüde kaybolmuş olsa da, 1940'lı yıllara doğru Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin, yüksek bürokrasinin ve varlıklı kesimlerin rağbet ettiği prestijli bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Ada bu dönemde yeni köşklerle ve özenli yapılarla süslenerek İstanbulluların en gözde gezinti noktalarından biri haline gelmiştir. Modern dönemde ise adada, 2022 ve 2023 yıllarında Çamlıca Kulesi'nin işlevlerini yerine getirecek yedek bir TV vericileri anten direği inşaatına başlanması, kanser vakalarının artabileceği gerekçesiyle kamuoyunda eleştiri konusu ve gündem olmuştur.
Eşsiz Coğrafya ve Akdeniz Florası
Toplam 5,4 km²'lik bir yüzölçümüne sahip olan Büyükada'da güney ve kuzey olmak üzere iki belirgin tepe yer alır. Güneydeki en yüksek nokta 203 metre yüksekliğe sahip olan Yücetepe, kuzeydeki tepe ise 164 metre yüksekliğindeki Manastır Tepesi'dir. Adanın bitki örtüsü, kızılçam ormanları, defne, zakkum, keçiboynuzu gibi maki türleri ile erguvan ve begonvil gibi süs bitkileriyle Akdeniz iklimine tam uyumlu bir floraya sahiptir. İstanbul Adaları içerisinde kızılçam ormanlarının (Pinus brutia) en geniş yayılış gösterdiği ada Büyükada'dır. Bu ormanlar kuzey-güney yönünde uzanarak yer yer kıyı kesimlerine kadar iner. Kuzeyde İsa Tepesi çevresinde ormanlar yoğunlaşsa da bitki örtüsü bakımından çok zengin değildir; ancak bu zenginliği İsa Tepesi'nin batı yamaçlarında, özellikle Dil mevkii ve çevresi ile güney yamaçlarında görmek mümkündür. Öyle ki buradaki bitki örtüsü yer yer girilemeyecek kadar sık bir yapıya sahiptir.
Görülmesi Gereken Tarihi Yapılar ve Kültür Durakları
Büyükada'nın en yüksek tepesinde tarihi Aya Yorgi Manastırı ve Kilisesi yer almaktadır. Buradaki ilk yapının inşası M.S. 6. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül günlerinde ziyaretçilerin 200 metrelik bu tepeyi tırmanıp kiliseye ulaşınca, inançları doğrultusunda dua ettiği, niyet tuttuğu ya da şifa umuduyla siyah cübbeli bir Ortodoks papazdan dua dilediği görülebilir. Adanın bir diğer önemli yükseltisi olan İsa Tepesi'nde ise Hristos Kilise ve Manastırı ile günümüzde harabe durumda olan fakat hâlen dünyanın en büyük ahşap monoblok yapılarından biri sayılan Rum Yetimhanesi bulunmaktadır. Kumsal semtinde yer alan ve adadaki küçük Ortodoks cemaatinin büyük ayinlerini gerçekleştirdiği Ayios Dimitrios Kilisesi ile Türkiye Yahudi Toplumuna ait olan Hesed LeAvraam Sinagogu da adanın inanç mirasını yansıtan önemli yapılardır. Ada Cami Sokağı'nda bulunan ve II. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii ise batı etkisindeki mimari tarzıyla dikkat çekmektedir.
Kültürel turların vazgeçilmez adresleri arasında, Sovyet lideri Stalin tarafından sürgün edildikten sonra 1929-1933 yılları arasında Nizam Mahallesi'nde yaşayan Lev Troçki'nin evi (Troçki Evi) ile ünlü yazar Reşat Nuri Güntekin'in Maden Mahallesi'ndeki evi yer almaktadır. Ayrıca, Aya Nikola mevkiindeki eski bir helikopter hangar alanının dönüştürülmesiyle tasarlanan İstanbul'un ilk çağdaş kent müzesi Adalar Müzesi; 20 bin belge, 6 bin fotoğraf, yüzlerce obje ve kentsel tarihe odaklanan Osmanlıca arşiv koleksiyonuyla ziyaretçilerine muhteşem bir culture deneyimi sunmaktadır.
Turizm, Aktivite ve Ulaşım Rehberi
Doğal yapısı gereği motorlu araç trafiğine kapalı olan Büyükada'da ulaşım tamamen bisikletler ve elektrikli araçlarla sağlanmaktadır. Bir dönem ulaşım atlı faytonlarla sağlanmaktaydı. Adanın kuzey-güney doğrultusuna dik olarak uzanan Dil Burnu'nun iki yanındaki Yörük Ali Plajı ve Nizam Plajı ile birlikte Eskibağ Plajı, Halik Koyu Plajı, Prenses Koyu Plajı, Nakibey Plajı, Kumsal Plajı ve Aya Nikola Plajı denize girmek isteyenler için alternatifler sunmaktadır. Lunapark, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları ve Lunapark meydanında yapılan süslü eşek gezileri adanın başlıca eğlencelerindendir. Adada iki ana rota bulunur: İskeleden başlayıp tüm adayı çevreleyen büyük tur ve Araba Meydanı'ndan başlayarak Dil mevkii, Aşıklar Kır Gazinosu, Lunapark ve Maden üzerinden dönen küçük tur.
Büyükada'ya İstanbul Şehir Hatları, Mavi Marmara, Prenstur, Dentur ve Turyol firmaları ile Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin sunduğu seferlerle deniz üzerinden rahatça ulaşım sağlanmaktadır. Bostancı'dan kalkan motorlar yaklaşık 35 dakikada, Kabataş'tan kalkan vapurlar 1 saat 20 dakika, Kartal'dan kalkan motorlar ise yaklaşık 30 dakikada adaya varmaktadır. 2024 yılı itibarıyla Tuzla-Pendik-Büyükada arasında da yeni bir deniz yolu hattının oluşturulması kararlaştırılmıştır.