Kızılırmak Üzerindeki Tarihi Geçiş Noktası
Büklükale, Kırıkkale iline bağlı Karakeçili ilçesinin Köprüköy köyü yakınlarında, Kızılırmak Nehri'nin hemen kenarında yer alan son derece önemli bir arkeolojik sit alanıdır. Antik dönemde Kızılırmak'ın en dar noktasının batı yakasında konumlanması, burayı tarih boyunca stratejik bir ulaşım kavşağı ve nehir geçiş noktası haline getirmiştir. Höyüğün güney kesiminde Anadolu Selçuklu dönemine (M.S. 13. yüzyıl) tarihlenen Çeşnigir Köprüsü ile bir Roma köprüsünün kalıntıları yer almaktadır. Nehirdeki su seviyesi düştüğünde, Roma dönemine ait köprü kalıntıları ve kayalık zemindeki daha eski köprülere işaret eden delikler net bir şekilde görülebilmektedir.
Binlerce Yıllık Zengin Tarihsel Tabakalanma
Arkeolojik yüzey araştırmaları ve kazılarda Büklükale bünyesinde dört ana yerleşim tabakası tespit edilmiştir. Birinci tabaka Osmanlı ve Bizans dönemine, ikinci tabaka Helenistik Dönem ve Demir Çağı'na işaret etmektedir. Üçüncü tabaka MÖ 2. Binyıl Geç Tunç Çağı (M.Ö. 1550 – MÖ 1200) ve Orta Tunç Çağı (MÖ 2000 – MÖ 1550) dönemlerini kapsarken, dördüncü tabaka ise MÖ 3. Binyıl Erken Tunç Çağı'na (M.Ö. 3000 – MÖ 2000) uzanmaktadır. Erken Tunç Çağı'nda Anadolu Ticaret Ağı'nın Kızılırmak'ın bu noktasından geçerek Orta Anadolu'yu Batı Anadolu'ya bağladığı düşünülmekte, Orta Tunç Çağı'nda ise kentin Asur Ticaret Ağı'nın aktif bir parçası olduğu tahmin edilmektedir.
Akropol ve Aşağı Şehirdeki Keşifler
Büklükale'de sürdürülen kazılar; höyüğün zirvesindeki akropol, güneydeki alt ve üst teraslar, kuzeydoğu terası ve batı yamacındaki aşağı şehir olmak üzere beş farklı bölgede yoğunlaşmıştır. Aşağı şehirde jeofizik araştırmalarla tespit edilen üç farklı evreye ait sur sistemlerinden en yenisi, paralel iki duvar sırası arasında odaların, kulelerin ve bir şehir kapısının bulunduğu tipik bir Hitit kasematlı duvarıdır. Akropol alanında ise moloz taşlardan poligonal (Kyklopik) teknikle inşa edilen, doğu duvarı 7 metre yüksekliğe kadar korunmuş 50 × 30 metre taban alanına sahip anıtsal bir yapı gün ışığına çıkarılmıştır. C14 analizlerine göre ilk olarak MÖ 1980 civarında inşa edilen bu yapı, geçirdiği evrelerin ardından MÖ 16. yüzyılın ilk yarısında, yani Hitit döneminde büyük bir yangınla tahrip olmuştur.
Anadolu'nun En Batısındaki Çivi Yazılı Belgeler
Büklükale'yi eşsiz kılan en önemli bulgular arasında, Hitit dilinde yazılmış dört adet çivi yazılı tablet parçası ile Hurri dilinde yazılmış bir arınma ritüeli tablet parçası yer almaktadır. Bu değerli belgeler, Büklükale'yi Küçük Asya'da çivi yazılı tabletlerin bulunduğu en batıdaki yerleşim noktası konumuna taşımaktadır. Tabletlerin birinde Büyük Kral için kullanılan 'Güneşim' hitabının yer alması, hükümdarların belirli dönemlerde bu bölgede bizzat ikamet ettiklerini göstermektedir. Ayrıca Luvi hiyerogliflerinin çok erken bir örneği olabileceği düşünülen mühür baskısı da önemli buluntulardan biridir. Kentin tarihi adı üzerinde tartışmalar sürmekte olup; Wahshushana, Durhumit (Turmitta), Nenašša veya Salatiwara olabileceğine dair çeşitli bilimsel görüşler bulunmaktadır. 2009 yılından bu yana Kimiyoshi Matsumura başkanlığında yürütülen kazılarla bu önemli merkezin tarihi aydınlatılmaya devam etmektedir.