Burdur'un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyü yakınlarında, yeşilin ve tarihin kucaklaştığı dağlık bir coğrafyada konumlanan Bubon Antik Kenti (Boubon), antik Likya Birliği’nin en kuzey sınırını temsil eden gizemli ve büyüleyici bir yerleşimdir. Kibyra ve Balbura gibi önemli antik kentlerle komşu olan Bubon, tarihte Likya Federasyonu'nun da aktif bir üyesi olmuştur. Çam ormanları arasında yükselen akropolü, antik tiyatrosu ve heyecan verici geçmişiyle Bubon, kitle turizminden uzak, doğa ve tarihle baş başa kalmak isteyen gezginler için benzersiz bir rota sunmaktadır.
Bubon Antik Kenti'nin Tarihi ve Arkeolojik Önemi
Antik yazarlar Plinius, Ptolemaios ve Bizanslı Stephanos'un eserlerinde adı geçen Bubon, köklü tarihi boyunca Helenistik ve Roma dönemlerinde altın çağını yaşamıştır. Antik Likya dilinde ve kültüründe yer edinmiş olan bu dağ kenti, özellikle Roma İmparatorluğu döneminde büyük önem kazanmış ve görkemli heykellerle donatılmıştır. Kentin zirvesinde yer alan ve savunma amacıyla inşa edilmiş olan Akropol, çevredeki vadilere hakim konumuyla ziyaretçilerine muhteşem bir manzara sunar. Akropolün eteklerinde yer alan kum taşından yapılmış küçük ama sevimli antik tiyatro ise kentin kültürel yaşamına ışık tutmaktadır.
Yurt Dışından Evine Dönen Marcus Aurelius ve İmparator Heykelleri
Bubon Antik Kenti’ni dünya arkeoloji gündemine taşıyan en önemli olaylardan biri, kentten kaçak kazılarla yurt dışına kaçırılan paha biçilemez bronz heykellerin destansı iade hikayesidir. 1960’lı yıllarda alandan kaçırılarak ABD'deki müzelere satılan, Roma İmparatoru Marcus Aurelius’u filozof kimliğiyle betimleyen anıtsal bronz heykel, yaklaşık 65 yıllık bir hukuki ve bilimsel mücadelenin ardından Türkiye'ye iade edilmiştir. Marcus Aurelius'un yanı sıra Lucius Verus, Septimius Severus ve Caracalla gibi Roma imparatorlarına ait diğer heykel ve heykel başları da anavatanına kavuşmuştur. Bu muhteşem eserlerin bir kısmı günümüzde Burdur Müzesi bünyesinde sergilenmekte olup, ziyaretçilerini büyülemektedir.
Piskoposluk Merkezi Olarak Bubon
Geç antik ve Bizans dönemlerinde de önemini kaybetmeyen Bubon, Hristiyanlık tarihinde önemli bir dini merkez haline gelmiştir. Roma'nın Likya eyalet başkenti olan Myra (Demre) metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olarak faaliyet gösteren kent, ekümenik konsillere temsilciler göndermiştir. 381 yılındaki Birinci Konstantinopolis Konsili ve 451 yılındaki Kadıköy (Kalkedon) Konsili'ne katılan Bubon piskoposlarının isimleri tarihi kayıtlara geçmiştir. Günümüzde de Katolik Kilisesi tarafından sembolik bir unvan piskoposluğu olarak listelenmeye devam etmektedir.
Bubon Antik Kenti’ne Nasıl Gidilir ve Neler Yapılır?
Bubon Antik Kenti, Burdur il merkezine yaklaşık 135 km, Gölhisar ilçe merkezine ise ortalama 30 km mesafedeki İbecik Köyü sınırları içerisindedir. Kente ulaşmak için Gölhisar üzerinden İbecik yönüne giden yollar takip edilmelidir. Toplu taşıma imkanları kısıtlı olduğundan özel araçla seyahat etmeniz önerilir. Alana ulaştığınızda akropol tepesine doğru yapacağınız hafif tempolu bir doğa yürüyüşüyle antik tiyatroyu, tapınak kalıntılarını ve sur duvarlarını inceleyebilirsiniz. Seyahatinizi tamamlamadan önce, kente ait eşsiz bronz heykelleri yakından görmek için Burdur Müzesi'ni de mutlaka gezi planınıza dahil etmelisiniz.