Bilecik'in Kalbi: Bozüyük
Bilecik ilinin ekonomik, sosyal ve siyasi kalbi konumunda olan Bozüyük, Marmara Bölgesi sınırları içerisinde yer alan son derece önemli bir ilçedir. Yüzölçümü 860 km² olan ilçenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 748 metredir. Kuzeyinde Bilecik merkez, kuzeybatısında Pazaryeri, kuzeydoğusunda Söğüt, doğusunda Eskişehir'in İnönü ilçesi, güneyinde Kütahya merkez ve Tavşanlı, güneybatısında Domaniç, batısında ise Bursa'nın İnegöl ilçesi yer almaktadır. İlçe, adını 1890 yılında İstanbul - Ankara demiryolu yapımı sırasında keşfedilen tarihi Bozüyük Höyüğü'nden almaktadır. Konum olarak İstanbul-Ankara demir yolunun tam orta noktasında, 263. kilometresinde yer alan yerleşim, 1926 yılında ilçe statüsü kazanmıştır.
Bozüyük'ün Yeryüzü Şekilleri, Akarsuları ve İklimi
İlçenin coğrafi yapısında batı ve güneybatı kesimlerinde yüksek dağlar göze çarpar. Batıdaki Yirce Dağı üzerinde bulunan Üçtepeler 1790 metre, güneybatıdaki Kala Dağı ise 1906 metre yüksekliğe sahiptir. Ayrıca Metristepe (1307 m), Çamyayla tepesi (1322 m), Kandilbayırtepesi (1320 m) ve Kızıltepe (900 m) bölgenin diğer önemli yükseltilerini oluşturur. Yaklaşık 60 km²'lik bir alanı kaplayan Bozüyük ovası, Karasu vadisine doğru uzanır. İlçede yer alan Kömürsu ve Batan yaylaları doğaseverler için eşsiz alanlardır. Bölgenin akarsularından Dikilitaş Deresi, Karasu ve Yeşildağ'dan doğan Sarısu önemli su kaynaklarıdır. Sarısu üzerinde taşkınları önleme ve sulama amacıyla 1976 yılında inşa edilen toprak dolgu tipindeki Dodurga Barajı yer almaktadır. Temelden yüksekliği 33,40 metre olan bu barajın depolama hacmi 35 milyon metreküptür.
İklim Özellikleri ve Zengin Bitki Örtüsü
Bozüyük, coğrafi olarak Marmara Bölgesi sınırlarında kalsa da İç Anadolu Bölgesi'nde görülen karasal iklimin etkisi altındadır. Bu doğrultuda kışları oldukça soğuk ve yağışlı, yazları ise sıcak ve kurak geçmektedir. Don olayları genellikle kasım ayı ortalarında başlayıp nisan ortasına kadar devam eder. İlçenin dağlık alanları koruluk durumundaki zengin ormanlarla kaplıdır. 1000 metreyi aşan yüksekliklerde egemen ağaç türleri karaçam ve kayın iken, daha alçak kesimlerde kızılçam ve meşe türlerine rastlanır. Yirce Dağı'nın 1500 metreyi aşan bölgelerinde ise köknar ve ardıç ağaçları yer almaktadır.
İlk Çağlardan Bugüne Köklü Bir Tarih
Anadolu'nun zengin jeopolitik konumuna sahip olan bölgede tarih boyunca sırasıyla Hititler ve MÖ 1200 yılından sonra Frigyalılar egemen olmuştur. Günümüzde İçköy, Yaylacık ve Manişar olarak adlandırılan kesimlerde tarihi Mina şehrinin kurulduğu antik kalıntılardan anlaşılmaktadır. Frig egemenliğinin ardından bölgede sırasıyla Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Büyük İskender'in Makedonya İmparatorluğu, Bitinyalılar, Roma İmparatorluğu ve Bizans İmparatorluğu hüküm sürmüştür. Bizans döneminde Bozüyük'ün adının lamunia olduğu bilinmektedir. Bölge, 600-720 yılları arasında Bizans ile mücadele eden Arap Emevi kuvvetlerinin geçiş noktası olmuştur. 1071 Malazgirt Savaşı'nın ardından Selçuklu Türklerinin egemenliğine giren bölge, 1097 yılında Birinci Haçlı Seferi sırasındaki Dorylaion Savaşı gibi önemli tarihi olaylara tanıklık etmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Kasımpaşa Külliyesi'nin Kuruluş Hikayesi
Bozüyük, Selçuklular döneminde Sultanönü uç beyliğine bağlı bir karye (köy) iken, 1289 yılında Osmanlı Devleti'nin egemenliği altına girmiştir. 1525 yılından önce bugünkü Bozüyük'ün yerinde Çayköy, Arıklar, İçköy ve Atkaydı adında dört ayrı köy bulunmaktaydı. Kanuni Sultan Süleyman'ın Bağdat seferine çıkan Kasım Paşa komutasındaki ordunun Bozüyük'te konaklaması sırasında köylüler ordunun tüm erzak ihtiyacını karşılamıştır. Kasım Paşa bu misafirperverlikten memnun kalarak, savaşı kazanıp dönerse bu dört köyün ortasına bir cami yaptıracağını vadetmiştir. Zaferle dönen Kasım Paşa, sözünü tutarak 1525-1528 yılları arasında cami, han, hamam, yemekhane ve sıbyan mektebinden oluşan Kasımpaşa Külliyesi'ni inşa ettirmiştir. Külliyenin yapılmasıyla birlikte çevre köylerdeki halk bugünkü Kasımpaşa Mahallesi'nde toplanarak modern Bozüyük'ün temellerini atmışlardır. İlçe, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan sonra Balkanlar'dan göç eden nüfusun yerleşmesiyle gelişimini sürdürmüştür.