Biga Yarımadası, antik dönemdeki adıyla Troas ya da Troad, Çanakkale Boğazı'nın ikiye böldüğü Anadolu ve Rumeli bağlantısının doğu kısmını oluşturan son derece özel bir coğrafyadır. Boğazın kuzeyinde Gelibolu Yarımadası yer alırken, güneyinde ise bugün Çanakkale ilinin topraklarının bütününü oluşturan Biga Yarımadası uzanır. Bölge, adını Cumhuriyet Dönemi'nde önce bölge merkezi olan fakat günümüzde Çanakkale'nin bir ilçesi olan Biga'dan almıştır. Biga kelimesinin kökeninin, kentin Doğu Roma İmparatorluğu dönemindeki adı olan "Pegai"den geldiği düşünülmektedir. Bölgeyi tanımlamak için arkeolojik olarak yaygın şekilde kullanılan antik Troas ismi ise dünyaca ünlü Troya kentinden gelir. Yarımadanın başlıca modern yerleşim merkezleri arasında Çanakkale il merkezi ile Biga, Ayvacık, Bayramiç, Çan, Ezine, Yenice ve Lapseki ilçeleri yer almaktadır.
Biga Yarımadası'nın Sınırları ve Eşsiz Yer Şekilleri
Alanı yaklaşık 10.000 km² olan Biga Yarımadası'nın kuzeyinde Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi, güneyinde Edremit Körfezi, doğusunda Gönen Çayı ve batısında ise Ege Denizi bulunur. Yarımada, Kapıdağ Yarımadası'nın batısından Edremit Körfezi'nin kuzeydoğusuna kadar uzanan hattın batısında konumlanmıştır. Sınırları tarih boyunca Strabon, Homeros, Eudoktos, Damastes, Lampsakoslu Kharon ve Epheros gibi pek çok antik yazar tarafından farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Antik coğrafyacı Strabon, kendinden önceki yazarları da dikkate alarak Troas bölgesini, Aisepos (Gönen Çayı) Irmağı'nın denize döküldüğü yerden İda Dağı'nın güneyindeki Adramyttenos (Edremit Körfezi) Körfezi'ne çizilen hattın batısı olarak sınırlandırmıştır. Hitit metinlerinde Wiluşa adıyla da anıldığı görülen bölgenin güneyinde 1700 metre yüksekliğiyle Kaz Dağı yer alır. Baba Dağı, Gürgen Dağı, Eybek Dağı, Kocakatran Dağı, Ağı Dağı ile Yenice çöküntüsünün kuzeyindeki Armutçuk Dağı ve Karlık Dağı yarımadanın diğer önemli yükseltileridir.
İlk Çağlardan Günümüze Tarihsel ve Arkeolojik Miras
Troas bölgesi gerek jeolojik yapısı ve jeopolitik konumu gerekse iklim ve yer altı zenginlikleri açısından tarih boyunca yerleşim için son derece cazip bir bölge olmuştur. M.Ö. 8. yüzyılda gerçekleşen yoğun Yunan göçleri neticesinde Aiol, İon ve diğer halkların koloni hareketleri bölge tarihinde önemli bir yer tutmuştur. Verimli kıyı ovaları ve madenleri sayesinde ilk çağdan itibaren bölgede Abydos, Lampsakos, Dardanos, Neandreia, Troya, Assos ve Büyük İskender adına kurulan Alexandria Troas gibi dünyaca ünlü yerleşimler kurulmuştur. Bölgenin antik tarihi hakkında Lampsakoslu Kharon'un kaleme aldığı, günümüze ulaşamayan iki kitaplık "Peri Lampsakou" (Lampsakos hakkında) ve "Horoi Lampsakenon" (Lampsakos yıllıkları) adlı eserlerin varlığı bilinmektedir.
Zengin Doğal Kaynaklar, İklim ve Ekonomik Yapı
Marmara ve Ege Denizi kıyılarında yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçen tipik Akdeniz iklimi hakimdir. İç kesimlerde ise yazları kurak, kışları daha soğuk ve yağışlı yarı karasal iklim etkindir. Denize uzaklık, bakı ve yükseklik farkları yarımada genelinde önemli sıcaklık ve yağış farklılıklarına neden olur. Bol yağış alan dağlık alanlarda sık bir bitki örtüsü bulunurken, yarımadanın güneyinde Kazdağı Millî Parkı yer alır. Akarsular eğim yönüne göre değişik yönlere akar; Kaz Dağı'ndan doğan Kocabaş Çayı (Biga Çayı - Granikos) ve Gönen Çayı kuzeye akarak Marmara Denizi'ne dökülürken, batıya doğru akan Tuzla Çayı ve Karamenderes Nehri Ege Denizi'ne ulaşır. Günümüzde tarıma dayalı ekonominin hakim olduğu yarımadada, antik çağlarda da işletilmiş olan demir, kurşun, kaolen, perlit, mermer, bentonit, tuz, sileks, granit, wollastonit, linyit, kireçtaşı ve altın gibi zengin yeraltı rezervleri bulunmaktadır.