Doğal Güzellikleri ve Coğrafi Konumu
Konya'nın en büyük beşinci ilçesi olan Beyşehir, Akdeniz Bölgesi'nin Göller Yöresi'nde son derece önemli bir geçit noktasında konumlanmaktadır. Batı Toroslar arasındaki bir çöküntü alanında yer alan ilçenin büyük bir bölümü, bölgeye hayat veren ünlü Beyşehir Gölü ile kaplıdır. Deniz seviyesinden ortalama 1.131 metre yükseklikte bulunan bu benzersiz coğrafyada, verimli topraklar bozkırlar şeklinde uzanırken, etrafı çevreleyen sarp dağlar ise gür ormanlarla kaplıdır. Doğusunda Konya, kuzeyinde Doğanhisar, Hüyük ve Ilgın, güneyinde ise Seydişehir ve Derebucak gibi ilçelerle komşu olan Beyşehir, Toros Dağları'nın Akdeniz ile arasına set çekmesiyle kendine has bir iklim ve doğa yapısına bürünmüştür.
Beyşehir'in Tarihsel ve Kültürel Mirası
Tarihöncesi Dönem ve Erbaba Höyüğü
Bölgenin tarihi, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden olan Eski ve Orta Taş devirlerine kadar uzanmakla birlikte, özellikle Cilalı Taş Devri'ne ait buluntularla yoğunlaşmaktadır. M.Ö. 5680 - M.Ö. 5300 yıllarına tarihlenen ve Kıstıfan Köyü yakınlarında bulunan Erbaba Höyüğü, bu köklü geçmişin en somut kanıtlarından biridir. Höyükteki arkeolojik kazılar 1968-1975 yılları arasında Kanadalı bilim insanları Jacques ve Louise Alpes Bordaz çifti tarafından gerçekleştirilmiştir. Yapılan araştırmalar Beyşehir'in o dönemde de son derece önemli bir yerleşim alanı olduğunu ortaya koymuştur.
Klasik Antik Çağ, Karallia ve Casae Piskoposluğu
Günümüzdeki Beyşehir bölgesi, klasik antik çağın Pisidya'sına denk gelmektedir. Antik dönemde burada önemli bir Yunan şehrinin yer aldığı ve bu kentin Roma döneminde Claudiocaesarea, Bizans döneminde ise Mistea adlarıyla anılan Karallia kenti olduğu tahmin edilmektedir. Diğer bir bilimsel teoriye göre ise bu alan, Pamfilya bölgesine ait bir Hristiyan diyakozluk merkezi olan Casae piskoposluğuna denk düşmektedir. Ünlü İskoç arkeolog William Mitchell Ramsay da gölün güneydoğusunda Karallia kentinin varlığına işaret ederek, bu şehrin Bizanslılar zamanında Skleros adını aldığını ve daha sonra harap düşerek Viranşehir adıyla anılmaya başlandığını belirtmektedir.
Selçuklu ve Eşrefoğulları Döneminden Günümüze
Tarih sahnesinde harap olan Viranşehir, 13. yüzyılın ilk yarısında Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad döneminde (muhtemelen 1240'tan önce) Üçoklar boyuna mensup Türkmenler tarafından yeniden kurulmuştur. Eşrefoğulları Beyliği'nin egemenliğiyle birlikte kentin ismi Süleymanşehir olarak değiştirilmiş, beyliğin merkezi haline gelmesiyle zaman içerisinde "Bey'in Şehri" yani bugünkü adı olan Beyşehir adını almıştır. Kentin adının değişimiyle ilgili efsaneye göre, Seydişehir'in kurucusu Seydi Harun Veli ile Eşrefoğlu Mehmet Bey arasındaki dostluk sonucunda bu isimler karşılıklı olarak verilmiştir. Günümüzde ilçe, zengin tarihinin yanı sıra her yıl düzenlenen geleneksel Beyşehir Göl Festivali kapsamında gerçekleştirilen spor, kültür ve sanat etkinlikleriyle canlılığını sürdürmektedir.