İstanbul'un Boğaz Kıyısındaki Tarihi ve Doğal Cenneti: Beykoz
İstanbul ilinin en özel ilçelerinden biri olan Beykoz, Kocaeli Yarımadası'nın batısında, doğal güzellikleri ve derin tarihi mirasıyla öne çıkmaktadır. Batısında İstanbul Boğazı, doğusunda Şile, kuzeyinde Karadeniz ve güneyinde Çekmeköy, Üsküdar ile Ümraniye ilçeleriyle komşu olan bölge, 310 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahiptir. Riva, Küçüksu ve Göksu derelerinin böldüğü engebeli arazisi, deniz seviyesinden başlayarak 240 metreye kadar yükselmektedir. Akdeniz ile Karadeniz iklimlerinin geçiş tipine sahip olan ilçede; kestane, meşe, gürgen, ıhlamur ve kayın ağaçlarının süslediği zengin doğal orman örtüsü göz kamaştırmaktadır. Batı sınırını çizen İstanbul Boğazı ve bölgedeki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, ilçenin hem ulaşımında hem de coğrafi yapısında önemli bir yer tutmaktadır.
Antik Çağlardan Bizans Egemenliğine Uzanan Zengin Tarih
Beykoz'un bilinen tarihi milattan önce 700'lü yıllara, deniz yoluyla gelip buraya yerleşen Traklar dönemine kadar uzanmaktadır. Traklar, kralları Amikos'un adına ithafen buraya ilçenin bilinen en eski ismi olan Amikos adını vermiş ve Bebrik Devleti'ni kurmuşlardır. M.Ö. 337 yılında Bitinyalıların egemenliğine giren bölge, M.Ö. 74 yılında Roma İmparatorluğu'na devredilmiş ve eyalet statüsü kazanmıştır. M.S. 395 yılındaki bölünmeyle Bizans İmparatorluğu'na geçen Amikos, 609 yılında Perslerin, 669 yılında ise Müslüman Arapların hakimiyetine girmiştir. Kısa süre sonra yeniden Bizans denetimine geçen topraklar, yedi yüzyılı aşkın bir süre bu şekilde yönetilmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Yılları
İstanbul'un fethinden tam 51 yıl önce, 1402 yılında Sultan Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı topraklarına katılan bölgenin ismi bu dönemden itibaren Beykoz olarak anılmaya başlanmıştır. İsminin kökenine dair iki güçlü rivayet bulunmaktadır: İlki, Farsçada köy anlamına gelen "kos" kelimesi ile Türkçe "bey" sözcüğünün birleşmesinden türeyen "Beykos" (Beyköyü) iken; diğeri ise Osmanlı idaresi döneminde inşa edilen On Çeşmeler yanındaki büyük ceviz ağaçlarına atıfla "ceviz" anlamına gelen "koz" kelimesinden türeyen "Binkos" adıdır. Cumhuriyet döneminde, 1 Haziran 1928 tarihinde resmi olarak ilçe statüsü kazanan Beykoz, ilk yıllarda sanayi odaklı fabrikaların kurulmasıyla işçi kesiminin yerleşim yeri olmuş, son yıllarda ise üst gelir seviyesinden de yoğun talep görmeye başlamıştır.
Görülmeye Değer Başlıca Tarihi Yapılar
Zengin tarihi boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Beykoz, günümüze kadar ulaşan nadide mimari yapılarıyla adeta bir açık hava müzesidir. Yıldırım Bayezid tarafından inşa ettirilen görkemli Anadolu Hisarı, Kanije Beylerbeyi Ahmet Paşa tarafından yaptırılan Kaymakdonduran Çeşmesi ve meşhur İshak Ağa Çeşmesi ilçenin öne çıkan tarihi eserlerindendir. Ayrıca Mimar Sinan imzası taşıyan İskenderpaşa Camii, 1750'lerde Mihrişah Sultan tarafından yaptırılan Göksu Mihrişah Valide Sultan Camii, Sultan I. Mahmut'a hediye olarak inşa edilen göz alıcı Küçüksu Kasrı, denizcilerin rehberi Anadolu Feneri, tarihi Beykoz Kalesi ve Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa'nın miras bıraktığı estetik harikası Hidiv Kasrı ilçede mutlaka ziyaret edilmesi gereken şaheserler arasındadır.