Belisarius Kulesi'nin Yapısı ve Tarihsel Önemi
Belisarius Kulesi, adını Bizans generali Belisarius'tan (ö. 565) alan, İstanbul'un Yenikapı civarında yer almış ve günümüze ulaşamamış tarihi bir deniz kulesidir. İstanbul Boğazı'ndaki Kız Kulesi'ne benzer bir mimari yapıya sahip olan kulenin asli amacı, Theodosius Limanı'nın dalgakıranını korumaktı. Tarihi kaynaklara göre kıyıdan 12 toise (yaklaşık 20-24 metre) uzakta inşa edilen bu yapı, en azından kare planlı, mazgallı pencereleri olan ve üst kısmında konsollu bir platform barındıran üç katlı bir kule özelliğindeydi.
Osmanlı Dönemi Tasvirleri ve Belgeler
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Kale-i Hamza veya Kule-i Hamza olarak da adlandırılan yapı, gezginlerin çizimlerinde ve minyatürlerde sıklıkla yer bulmuştur. Piri Reis'in Kitab Barieh adlı eserine dayanan bir minyatürde, deniz kulesinin coğrafi konumu net bir şekilde tasvir edilmiş ve mendireğin ön yüzündeki kırmızı mürekkepli kitabe vurgulanmıştır. Ayrıca Nakkaş Velikan'ın Hünernâme adlı eserde yer alan haritasında, 16. yüzyılın sonunda kulenin hala ayakta ve iyi durumda olduğu gösterilmiştir. Osmanlı başkentindeki askeri istihbaratı ticari misyon adı altında Fransız devletine bildirmekle görevli olan Gravier d'Ortier'in 1685-1687 yılları arasında hazırladığı İstanbul Planı da kulenin 17. yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürdüğünü doğrulamaktadır.
Konumu Hakkındaki Tartışmalar ve Araştırmalar
Kulenin tam olarak nerede konumlandığı, İstanbul'daki mimari eserleri anlatan yazarlar tarafından muğlak ve çelişkili ifadelerle aktarıldığı için kesinlik kazanmamıştır. Ancak Marmara surlarını araştıran bilim insanlarından F. Dirimtekin'in çalışmalarında kıyı surlarına iliştirilmiş 35 ve 62 numaralı kaleler olarak tasvir edilmiştir. Benzer şekilde araştırmacı Wiener de şehrin Marmara surları üzerindeki çalışmalarında topografik olarak 35 numaralı sur yapısına işaret etmektedir. Bu çalışmalar, kulenin kıyı sur sistemine duvarla bağlanan bir kale şeklinde inşa edildiğini ortaya koymaktadır.
Kulenin Akıbeti
Tarihi kule, Osmanlı döneminde Türkler tarafından barut deposu (barut şarjörü) olarak kullanılmıştır. Yapının günümüze ulaşamamış olmasının arkasında, burada depolanan barutların yol açtığı olası bir patlama sonucu hasar görerek veya tamamen yok olarak ortadan kalkmış olması ihtimali yatmaktadır.