Antik Çağ'dan Günümüze Ulaşan Akarsu: Bartın Çayı
Antik dönemde Partenios (Grekçe: Παρθένιος Parthénios, Latince: Parthenius) adıyla anılan ve kente adını veren Bartın Çayı, Kastamonu ve Karabük sınırlarında bulunan Ilgaz Dağları'ndan doğmaktadır. Kuzey yönüne doğru akan akarsu, şehir merkezindeki Gazhane Burnu'nda birleşen Kocaçay ve Kocanazçayı'nın oluşturduğu ırmak yatağıyla birlikte 15 kilometre boyunca akarak Boğaz mevkiinde Karadeniz'e ulaşır.
Türkiye'nin Ulaşıma ve Gemiciliğe Elverişli Akarsuyu
Bartın Çayı, üzerinde 500 tonluk gemilerle Karadeniz'den kente kadar ulaşım yapılabilen en düzenli akarsudur. Saatte 720 metre akış hızına sahip olan nehir, denize her yıl ortalama 1.000.000.000 metreküp su akıtmaktadır. Akarsuyun Yalı mevkii ile havzada yer alan Amasra Antikliman ve Balıkçı Barınakları, yat turizminde değerlendirilebilecek özellikler sunarak balıkçılığa ve bölge turizmine büyük katkı sağlamaktadır.
Havzanın Geniş Su Ağı ve Kollar
Toplamda 2059.35 kilometrekarelik bir su toplama havzasına sahip olan Bartın Çayı, 8 alt havzadan beslenir. Güneyden doğup Kozcağız'dan kuzeye akan Kocanazçayı ile Kastamonu'dan gelip Ulus'tan geçen Göksu ve Eldeş çaylarının (Ulus Çayı) birleşiminden oluşan Kocaçay akarsuyun ana kollarıdır. Kocaçay'ı; Kozlu Çayı (Arıt ve Mevren dereleri), Kışla Deresi, Akpınar ve Karaçay dereleri besler. Havzadaki diğer önemli akarsular ise Kurucaşile topraklarında doğan Kapısuyu ve Tekkeönü dereleri ile Ulus-Uluyayla'yı sulayan Ovaçayı ve İnönü dereleridir.
Tektonik Yapı, Vadiler ve Şelaleler
Prekambriyen, Paleozoik, Mesozoik ve Eosen (Tersiyer) dönemlerine ait zengin ve farklı kayaç katmanlarından oluşan havzanın %88'ini yüksek dağlık ve plato alanları kaplar. Akarsu kollarının derin şekilde yardığı bu platolarda, Ulukaya ve Çöpbey Şelaleleri gibi su düşüşleri, Kirazlıköprü baraj gövdesi yamaçlarındaki asılı vadiler ile Derbent Boğazı, Bartın Liman Boğazı ve Çöme Boğazı gibi geçitler yer almaktadır. Havzanın günümüz jeomorfolojik şeklini almasında kıvrım ve faylanmalarla etkili olan tektonik hareketlerin aktifliği bölgede meydana gelen depremlerle günümüzde de devam etmektedir.