Denizli'nin Tarih ve Doğa ile Sarmalanmış İlçesi: Babadağ
Denizli ilinin önemli bir idari birimi olan Babadağ, deniz seviyesinden ortalama 717 metre yükseklikte konumlanmış ve 124 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan dağlık ve köklü bir ilçedir. Yemyeşil coğrafyasında ziraat alanlarının sınırlı olması sebebiyle halkını üretime ve zanaata yönlendiren ilçe, Türkiye'nin tekstille geçimini sağlayan en karakteristik bölgelerinden biri olarak kabul edilir. Yöre mutfağının baş tacı olan lezzetler arasında kestane, et kapaması, et çevirmesi ve keşkek gibi geleneksel lezzetler yer almaktadır.
700 Yıllık Zengin Bir Tarihsel Geçmiş
Yaklaşık 700 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan Babadağ'ın tarihteki ilk ismi Beşikkaya olarak bilinmektedir. Zaman içinde, yöre halkından bir kişinin eğitim görerek kadı makamına yükselmesiyle bölgeye Kadıkeriyesi (Kadıköy) ismi verilmiştir. Kanuni Sultan Süleyman devrine ait 1528 yılı tapu defteri kayıtlarında köy statüsünde yer alan yerleşim alanı; o dönem Hisar, Ahıllı ve Oğuzlar köyleriyle birlikte anılmaktadır. Bölgeye demiryolunun ulaşmasıyla Sarayköy ilçe, Kadıköy ise nahiye statüsüne kavuşmuştur. Ancak bu ismin İstanbul'un Kadıköy semtiyle posta işlerinde karışıklığa yol açması sebebiyle, yerleşim yeri 1935 yılında sırtını yasladığı dağdan esinlenerek nihai ismi olan Babadağ adını almıştır. İdari açıdan ise 1877 yılında belediye teşkilatına kavuşan yerleşim yeri, 1988 yılında 9 köyüyle birleşerek resmi olarak ilçe statüsü kazanmıştır.
Antik Dönemin İzleri: Attuda ve Trapezopolis
Babadağ, tarih boyunca pek çok medeniyetin iz bıraktığı antik yerleşimlerin yakınlarında kurulmuştur. İlçenin hemen yakınlarında yer alan ve bir Lidya kenti olduğu sanılan Attuda Antik Kenti (Hisarköy), günümüzde sit alanı olarak kabul edilmiş olup geçmişin görkemini yansıtmaktadır. Ayrıca Bekirler köyünün kuzeydoğusundaki Boludüzü mevkiinde kurulmuş olan Trapezopolis Antik Kenti, geç dönem Roma İmparatorluğu'nda Phrygia (Frigya) Pacatiana Prima eyaletine bağlı önemli bir merkez olarak tarihi kayıtlardaki yerini almıştır.
Geleneksel Dokuma Sanatı ve Ekonomik Yaşam
Coğrafi yapısı gereği tarım arazilerinin az olması, Babadağ halkını asırlardır süregelen geleneksel dokuma sanatına yöneltmiştir. Günümüzde ilçe nüfusunun dokumacılıkla uğraşan kesiminin bir bölümü, köklü Babadağ dokumalarını kendi imkanlarıyla pazarlamaktadır. Diğer bir kesim ise nostaljik eski el tezgahlarında, hem yerli hem de yabancı turistlerin benimsedikleri natürel el dokumalarını üreterek katkıda bulunmaktadır. İlçedeki tekstil üretimi geçmişte fason imalata dayalı olması ve tekstil krizleri nedeniyle dışarıya göç vermiş olsa da, bugün çevre ilçe ve illerden sanayi bölgelerinde çalışmak üzere göç alan bir merkeze dönüşmüştür.