Rize'nin Eşsiz Doğası: Ayder Yaylası
Ayder, Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinin 19 kilometre güneydoğusunda yer alan, 1350 metre rakımda ladin ve kayın ormanlarıyla kaplı eşsiz güzellikteki bir bölgedir. İlk olarak 1300'lü yıllarda Hala Vadisi'nde yaşayanlar tarafından kurulan bu yerleşim, uzun yıllar boyunca bölge halkı tarafından dinlenme ve kaplıcalardan faydalanma amacıyla kullanılmıştır. Günümüzde turizmin de gelişmesiyle birlikte Ayder, yerli ve yabancı ziyaretçiler için vazgeçilmez bir turizm ve eğlence merkezine dönüşmüştür.
Ayder'in Tarihçesi ve Yaylacılık Kültürü
Tarih boyunca geleneksel anlamda doğrudan bir yayla olarak kullanılmayan Ayder, Hala Vadisi sakinlerinin kendi yaylalarına (Kavrun, Ceymakçur, Paákçur) göç ederken dinlendikleri ve kaplıcasında yorgunluk attıkları stratejik bir nokta olmuştur. Araştırmacı Metehan Mollamehmetoğlu, Ayder'in 1900'lü yıllarda bölge insanının dinlenme yeri olarak kullanıldığını belirtmektedir. Kaplıcanın geçmişi ise 1700'lü yıllara dayanır. Bölge halkının göç takviminde mayıs ayında Ayder'e, haziran ayında Aşağı Ceymakçur'a, temmuzda ise Yukarı Ceymakçur yaylalarına geçiş yapılırdı. Ağustos ayında Aşağı Ceymakçur'a gidilirken, Ayder'de Hodoc olarak bilinen ot biçme şenlikleri düzenlenirdi. Eylül ayında tekrar Ayder'e gelinir ve ekim ayında Hala köyüne dönülürdü.
Etimolojik Köken ve Hodoc Kültürü
Etimolojik olarak Ayder sözcüğü, standart Ermenicede "tarla" anlamına gelen "ard" sözcüğünün Hemşin lehçesindeki eşdeğeridir ve "tarlalar" anlamına gelmektedir. Hala Vadisi sakinlerinin kadınlı erkekli, hep beraber türküler söyleyerek çayırları biçtikleri bu özel döneme Ĥodoç zamanı denmekteydi. Günümüzde Ayder'de Ĥodoç günü bilinmesine rağmen, yeni nesil tarafından bu gelenek artık sürdürülmemektedir.
Şifa Kaynağı Ayder Kaplıcaları
Osmanlı döneminden beri şifalı sularıyla büyük ilgi gören Ayder, 1987 yılında resmi olarak turizm merkezi ilan edilmiştir. Bölgede, yerin 260 metre derinlikten gelen 50 ila 55 derece sıcaklıktaki kaplıca sularından ziyaretçilerin en iyi şekilde yararlanabilmesi için modern turistik tesisler inşa edilmiştir. Bu şifalı suların romatizma ve kireçlenme başta olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Kaplıca sularından faydalanmak amacıyla havuza girmek, özel banyo almak ya da suyu içmek mümkündür.
Sağlık Açısından Faydaları ve Uyarılar
Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Mustafa Güler'in belirttiğine göre, bu sular romatizmal eklem hastalıkları, sinir, sindirim ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları ile idrar yolları ve üreme organı hastalıklarına iyi gelmektedir. Ayrıca sedef, egzama ve ergenlik sivilceleri gibi cilt hastalıklarının tedavisinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Bununla birlikte, kanamalı rahatsızlıklar, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlığı olan kişilerin kaplıcaya girmesi sakıncalı olabileceğinden, alanda bulunan uzman bir doktora danışılması zorunludur. Uzmanlar ayrıca günde ikiden fazla banyo yapılmaması gerektiğini, aksi takdirde halsizlik ile kendini gösteren ve "Kaplıca Krizi" olarak adlandırılan rahatsızlığın yaşanabileceğini vurgulamaktadır.