Apameia Kibotos Antik Kenti
Afyonkarahisar ilinin Dinar ilçesinde yer alan Apameia Kibotos, kuruluşu MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan son derece önemli bir antik yerleşim yeridir. Tarih boyunca Helenistik Dönem, Roma Dönemi, Arkaik, Geometrik ve Klasik Orientalizan gibi pek ok farklı kültüre ev sahipliği yapmış olan bu şehir, antik dönemde Efes'ten sonra bölgenin en büyük ikinci kenti olarak ün kazanmıştır. İlk ismi Kelainai olan antik yerleşim, Roma İmparatorluğu döneminde ise Pameia Kibotos ismiyle anılmıştır.
Tarih Sahnesindeki Yeri ve Önemli Askeri Seferler
Apameia Kibotos, antik çağlarda neredeyse tüm büyük askeri seferlerin geçiş güzergahı üzerinde bulunması sebebiyle stratejik bir öneme sahipti. MÖ 481 yılında Pers kralı Kserkses, Hellenler üzerine yaptığı sefer dönüşünde burada konaklamış ve Kelainai kalesini ile saraylarını inşa ettirmiştir. Ardından MÖ 401'de Genç Kyros on bin askeriyle kentte otuz gün kalarak saray ve paradeisos denilen yaban hayvanı parkı kurmuştur. Büyük İskender de Pers seferi sırasında burada on gün konaklamış, Frigya satrabı olarak Philippos oğlu Antigonos'u atamıştır. Seleukos hanedanından Antiohos Soter (MÖ 281-261) ise şehri yeniden kurarak ona Pers kökenli annesi Apama'nın adını vermiştir.
Ticaretin Kalbi ve Nuh'un Gemisi Efsanesi
Strabon'a göre erken Roma İmparatorluğu döneminde kent, Efes'ten sonra Asya eyaletinin en büyük ve en önemli ticaret ve alışveriş merkezi konumundaydı. Bu zenginliğini Doğu'dan Efes'e ve Ankara'dan Attaleia'ya uzanan ana yolların kesişim noktasında yer almasına borçluydu. Mitolojide de önemli bir yeri olan şehirde, Dinar Suçıkan mevkisinde yer alan Marsyas Nehri'nin kaynağı, efsaneye göre Satyr Marsyas'ın Tanrı Apollon'u müzik yarışmasına davet etmesi nedeniyle derisinin yüzüldüğü yer olarak bilinir. Ayrıca, MS 3. yüzyılda basılan bazı Apameia sikkeleri üzerinde Nuh'un gemisinin resmedilmiş olması, bölgede nüfuzlu bir Yahudi topluluğunun varlığına işaret eder ve şehre sandık anlamına gelen Kibotos isminin verilmesine yol açmıştır.
Görülecek Yapılar ve Arkeolojik Kalıntılar
Günümüzde kısmen kazılarak gün ışığına çıkartılmış olan kalıntılar arasında Mercimek Tepesi yamaçlarında bulunan Helenistik tiyatro ve stadyum en dikkat çekici anıtsal yapılardır. Bunun yanı sıra şehrin yanındaki bir tepenin zirvesinde konumlanan tarihi kilise kalıntısı ve Dinar'dan geçen karayolunun hemen kenarında yer alan yarım daire şeklindeki anıtsal yapı görülmeye değer eserler arasındadır. Bölgede yapılan kazılarda tiyatro ve hamam kalıntılarının yanı sıra, Protogeometrik Dönem'den Roma Dönemi'ne uzanan çanak çömlek parçaları ile çok sayıda bronz sikke ele geçirilmiştir.