Büyük Menderes'in Stratejik Kavşağı: Antiochia ad Maeandrum
Antiochia ya da Menderes üzerindeki Antiokheia (Yunanca: Ἀντιόχεια τοῦ Μαιάνδρου; Latince: Antiochia ad Maeandrum; Türkçe: Menderes Antakyası), alternatif ismiyle Pythopolis, Aydın ili Kuyucak ilçesi Başaran Köyü yakınlarında yer alan köklü bir antik Karya kentidir. Kent, Azizabat ile Başaran köyleri arasında Asartepe adı verilen bölgede, Dandalaz Çayı (Morsynos) kenarında konumlanmıştır. Dandalaz Çayı'nın Menderes Nehri’ne döküldüğü noktaya yakın stratejik bir yerde kurulduğundan ötürü antik kaynaklarda "Menderes Antiokheiası" adıyla da anılmıştır. Türkiye sınırları içinde bilinen üç Antiochia antik kentinden biri olan bu yerleşim; Hatay ve Isparta Yalvaç'taki adaşlarıyla birlikte Anadolu'nun önemli tarihi merkezleri arasında yer alır.
Büyük İpek Yolu'nun Koruyucusu ve Coğrafi Önemi
Antik dönemde Efes'ten başlayıp Büyük İpek Yolu'nun güney kolunu oluşturan ve Maeander (Menderes) Nehri üzerinden geçen hayati ticaret hattı üzerinde kurulu olan Antiokheia, bu nehir üzerindeki kritik köprüyü denetleyen askeri ve ticari bir üs konumundaydı. Şehir aynı zamanda, Menderes Ovası'nı Aphrodisias üzerinden Tabae Ovası'na bağlayan yan yolun ana ticaret yoluna kavuştuğu stratejik noktada bulunuyordu. M.S. 2. yüzyılın ünlü coğrafyacısı Batlamyus, hazırladığı büyük dünya atlasında kenti "Maiandros nehrinin kıyısında" (Προς Μαιανδροω) ifadesiyle tanımlamış, Roma tarihçisi Titus Livius ise "Roma'nın Kuruluşundan İtibaren" adlı eserinde burası için "Antiochiam super Maeandrum" (Maeandros nehri üzerindeki Antiocheia) demiştir. Nysa antik kentinde eğitim gören ünlü coğrafyacı Strabon da "Coğrafya" eserinde kentin Karya toprakları içindeki yerini tasdik etmiştir.
Selevkoslar'dan Bizans ve Türk Egemenliğine Uzanan Tarih
Antiochia ad Maeandrum, Selevkos hükümdarı I. Antiohos tarafından muhtemelen bir şehir birleştirme (synoikismos) yöntemiyle kurulmuştur; fakat burası çok daha eski dönemlerde de yerleşim yeri olarak mevcuttur. M.Ö. 189 yılında Konsül Gnaeus Manlius Vulso'nun Galatlar'a karşı yürüttüğü sefer sırasında ordusuyla geçtiği bu kent, Roma İmparatorluğu döneminde korunaklı bir kaleye dönüştürülmüştür. M.S. 113 kışında İmparator Trajan tarafından bizzat ziyaret edilen kent; Decius, Valerian ve Gallienus dönemlerinde Sasani istilalarıyla bağlantılı olarak merkezi bir stratejik rol oynamıştır. İkinci Haçlı Seferi sırasında (1148) Haçlı ordusu nehir geçişinde Türklerin güçlü direnişiyle karşılaşmıştır. 1197 yılında ise Bizans İmparatorluğu'na isyan eden Manuel Mavrozomes tarafından ele geçirilerek askeri ve idari bir Bizans birimi olan "Maiandros Teması"nın yeni başkenti ilan edilmiştir. Şehir, Anadolu Selçuklu Devleti ile İznik İmparatorluğu arasında gerçekleşen 1211 yılındaki Antiochia Savaşı'nda da surlarla çevrili korunaklı yapısıyla tarihe geçmiştir.
Dini Önemi, Sikkeler ve Günümüze Ulaşan Gizemli Kalıntılar
Kentin dini tarihine bakıldığında, Menderes'teki Antiokheia piskoposluğu, Roma eyaleti Karya'nın başkenti olan Stauropolis'in (Aphrodisias) metropol makamına bağlı bir seçmen piskoposluğuydu. Kentin piskoposları 325'teki Birinci İznik Konsili, 451'deki Kalkedon Konsili, 692'deki Trullo Konsili ve 879'daki Konstantinopolis Konsili gibi kritik dini toplantılara katılmıştır. Günümüzde antik kent hiç kazılmamış olup neredeyse tamamen toprak altındadır. 1842 yılında bölgeyi gezen W. J. Hamilton sur duvarları ve yaklaşık 200 metre uzunluğundaki Roma stadyumunun planına dair kıymetli gözlemler aktarmıştır. Yaklaşık 60 ila 70 hektarlık bir alanı kaplayan bu tahkim edilmiş yerleşimde Türk egemenliğine dair görülebilen tek eser ise kentin güneydoğu ucunda yer alan, Aydınoğlu Umur Bey'in kızı Hafsa Hatun'a ait türbedir.
Antiochia ad Maeandrum Sikkeleri
Kentin bastığı antik sikkeler (Tetradrahmi) de bu tarihi zenginliği doğrular. Sikkelerin ön yüzünde defne çelengiyle taçlandırılmış sakallı Zeus tasviri bulunurken, arka yüzünde Zebu boğası önünde küçük bir kadın figürü tasvir edilmiştir. Sikke üzerinde ANTIOXEΩN TΩN ΠPOΣ TΩ ile Büyük Menderes nehrinin Yunanca adı olan MAIANΔPΩΣ ve en altta EVNIKOΣ lejantları yer almaktadır. Ayrıca, M.S. 3. yüzyıl sikkelerinde kentteki anıtsal Menderes Köprüsü'nün defalarca tasvir edilmesi kentin nehir üzerindeki hakimiyetini ve ticari değerini simgeler.