Cumhuriyetin İlk Yükseköğrenim Kurumu
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk hukuk okulu olarak 5 Kasım 1925 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılmıştır. Cumhuriyet dönemi Türkiye'sinde sıfırdan kurulan ilk yükseköğrenim kurumu olma unvanını taşıyan bu köklü okul, ilk olarak Ankara Adliye Hukuk Mektebi adıyla kurulmuş, ardından 1946 yılından itibaren Ankara Üniversitesine bağlı bir fakülte olarak hizmet vermeye başlamıştır. İlk TBMM binasında eğitim-öğretime başlayan ve ilk mezunlarını 1928 yılında veren okul, günümüzde eğitim faaliyetlerini Ankara Üniversitesinin Cebeci kampüsünde sürdürmektedir.
Kuruluş Öncesi Dönem ve Tarihsel İhtiyaç
Ankara'da bir hukuk mektebi açılması fikri ilk olarak 16 Mart 1921'de Kastamonu Milletvekili Abdülkadir Kemali Bey tarafından Millet Meclisine sunulmuştur. Savaş nedeniyle eğitimleri yarım kalan öğrenciler için Adalet Bakanlığına bağlı bir okul açılması teklif edilmiş ancak bina, malzeme ve öğretmen yetersizliği gerekçeleriyle reddedilmiştir. Daha sonra Osmanlı Devleti'nde hakim ve savcı yetiştiren Mekteb-i Kuzzat'ın kapatılmasıyla adliye memuru yetiştirme ihtiyacı daha da artmıştır. Bu doğrultuda dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt'un olağanüstü girişimleri sayesinde, 23 Şubat 1925'te bütçe oylamasındaki tartışmaların ardından Ankara Leylî (yatılı) Hukuk Mektebi'nin kurulması kabul edilmiştir.
Ankara Adliye Hukuk Mektebi ve Yapısı (1925-1927)
Binası, müdürü ve öğretim kadrosu henüz hazır değilken 1925 yılı yaz aylarında başvurular toplanmış ve okula 75'i yatılı olmak üzere toplam 301 öğrenci kaydolmuştur. 15 Eylül 1925'te Mahmut Esat Bozkurt başkanlığında; Ahmet Ağaoğlu, Yusuf Akçura, Şevket Memadali Bilgişin, Cemil Bilsel, Tevfik Kamil Koperler, Yusuf Kemal Tengirşenk, Süheyp Nizami Derbil, Hasan Saka, Refik Saydam, Sadri Maksudi Arsal ve Şükrü Kaya gibi dönemin en seçkin hukukçularından oluşan bir komisyon kurulmuştur. İlk ders 5 Kasım 1925'te Hukuk-ı Esasiye profesörü Ağaoğlu Ahmet Bey tarafından verilmiştir. Üç yıllık eğitim süresine sahip olan okulda bilimsel araştırma ve öğretimde "tetkik ve tenkit" (araştırma ve eleştirme) metodu benimsenmiş, ders programından Mecelle ve Usûl-i Fıkıh kaldırılırken, ilk kez Türk Hukuk Tarihi kürsüsü kurulmuştur.
Türk Yükseköğretiminde "Profesör" Unvanının Doğuşu
Okulun kuruluş komisyonunda hocaların akademik unvanlarının ne olacağı konusu geniş tartışmalara yol açmıştır. Dönemin üniversitelerindeki geleneksel "müderris" unvanının medreseyi çağrıştırdığı düşüncesiyle ve "muallim" unvanının ise doçentliğe denk gelerek İstanbul'dan gelen Müderris Cemil Bilsel'in akademik unvanının düşürülmüş gibi algılanabileceği kaygısıyla bu iki unvan da kabul edilmemiştir. Bunun yerine ders veren hocalar için "profesör" unvanının kullanılması kararlaştırılmıştır. Bu karar doğrultusunda, Türk yükseköğretim tarihinde "profesör" kelimesi ilk defa bu okulda kullanılarak Türkçeye kazandırılmıştır. Okulun ilk yönetim kadrosunda Mustafa Kemal Paşa "Profesörler Meclisi" fahri başkanlığına, başvekil İsmet Paşa "Türk Hukuk Tarihi fahri profesörlüğüne", Mahmut Esat Bey Meclis Reisliğine getirilmiş ve ilk dekan (Reis Vekili) Cemil Bilsel olmuştur.