Ankara'yı İkiye Bölen Coğrafi Değer
İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve toplam uzunluğu 140 kilometre olan Ankara Çayı, Sakarya Nehri'nin bir uzantısı olarak Ankara ilinin doğusundan şehir merkezine kadar uzanmaktadır. Porsuk Çayı'ndan sonra Sakarya Nehri'nin ikinci büyük kolu olan Ankara Çayı; sırasıyla Nallıhan, Beypazarı ve Ayaş ilçelerinden geçerek şehri ortadan ikiye böler. Sincan sınırları içerisinde Çubuk Çayı ile birleşerek yoluna devam eden akarsu, kuzeyden gelen Hatip Çayı ve güneydeki İncesu Deresi gibi akarsu kaynaklarıyla da beslenmektedir.
Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri
Yaz aylarında debisi azalan Ankara Çayı, yağışların artmasıyla birlikte güçlü bir akıntı şiddetine kavuşur. Yağışlar ve evsel atıkların yarattığı koku nedeniyle bazı bölümlerinin üstü kapatılan akarsu, birçok noktada köprülerle aşılmıştır. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum değerleri göz önünde bulundurulduğunda suyunun oldukça sert olduğu tespit edilmiştir. Ankara için son derece önemli bir tatlı su kaynağı olmasına karşın, maruz kaldığı kirlilik nedeniyle yeterince verim alınamamakta ve sulama suyu olarak kullanılması sağlık açısından ciddi tehlikeler barındırmaktadır.
Kirlilik Derecesi ve Çevresel Zorluklar
Ankara Çayı, beslendiği kaynaklardan gelen atıklar ve taşıdığı kirlilik yükü nedeniyle bir akarsuyun ulaşabileceği en yüksek kirlilik seviyesi olan polisabrobik bölge içerisinde değerlendirilmektedir. 1990'lı yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda pH değerlerinin 7,5 - 7,9 arasında olduğu saptanarak 'hafif alkali' grubuna dahil edilmiştir. Suda bulunan NO2-N ve PO4 -3-P değerleri incelendiğinde ise su kalitesinin 3. ve 4. sınıflar arasında seyrettiği görülmüştür. Yaz aylarında yağışların azalmasıyla sudaki çözünmüş oksijen seviyesinin düşmesi ve ortamdaki organik madde yükünün fazla olması su kirliliğini artıran başlıca unsurlardır.
Altyapı Önlemleri ve Tatlar Atık Su Arıtma Tesisi
Akarsunun kirletilmesini önlemek amacıyla 1992 yılında Sincan'ın Tatlar Mahallesi yakınlarında bir atık su arıtma tesisi inşa edilmiştir. Bu tesisle çay suyunun kanalizasyondan ayrıştırılarak temizlenmesi hedeflenmiştir. Ancak zamanla tesise gelen atık su miktarının artması ve gerekli kapasite artışının yapılamaması sebebiyle, atık suyun yarısı arıtılmadan doğrudan Ankara Çayı'na verilmeye başlanmıştır. Bu durum, Ankara Çayı'nın birleştiği Sakarya Nehri'ne ve oradan da İstanbul Ömerli Barajı'na kadar uzanan geniş çaplı bir su kirliliğine yol açmaktadır.