Anastasius Suru (Yunanca: Ἀναστάσειον Τεῖχος), Bizans İmparatoru I. Anastasios'un (hükümdarlığı 491-518) İstanbul'u Trakya yönünden gelen akınlara karşı korumak üzere Karadeniz'den Marmara Denizine kadar uzanan tarihi bir sur sistemidir. Roma İmparatorluğu'nun eyalet sınırları (limes) boyunca inşa ettirdiği Büyük Britanya'daki Hadrianus ve Dobruca'daki Traianus duvarlarının bir benzeri olan bu savunma hattı, şehri Bulgar akınlarından korumak amacıyla 507-512 yılları arasında yaptırılmıştır. 6. yüzyıl yazarı Prokopius'un belirttiğine göre, şehirden yaklaşık 65 km uzakta inşa edilen bu sur duvarı oldukça uzundu; fakat aceleyle inşa edildiği için yeterince güçlü değildi ve savunulması için çok büyük bir askeri kuvvete ihtiyaç duyuyordu. 6. yüzyıl ve sonraki dönem yazarları tarafından Uzun Duvar adıyla da anılan surun yapımının 512 yılında gerçekleştiğini belirten kaynaklar da mevcuttur.
Surların Coğrafi Güzergahı
Uzunluğu araştırmacı Feridun Dirimtekin tarafından yaklaşık 52 kilometre olarak hesaplanan Anastasius Suru, kuzeyde Karadeniz kıyısındaki Evcik İskelesi denilen noktadan başlar. Batıya doğru yaklaşık 500 metre ilerledikten sonra güneybatı yönüne saparak Hisartepe'ye ulaşır. Buradan Karacaköy yakınlarından geçip Balçıkdere, Karacaköy Deresi ve Hamzaderesi'ni aşarak küçük Kuşkaya Tepesi'ne bağlanır. Tepenin 0,5 km güneyinde Hızırtepe'ye varan surlar, Kabakça-Karacaköy yoluna paralel uzanarak Kurfallı-Gümüşpınar yolu kenarından güneye doğru devam eder. Hırsıztepe'den sonra yalnızca temel kalıntıları görülebilen sur hattı; Kurfallı'nın içinden geçerek Kurfallı-Silivri yolunu doğuda bırakıp Çilingirtepe'ye ulaşır. Buradan sonra Kurfallı-Fener yolunu takip eden surlar, Fener'in 200 metre batısında ve Yapağca'yı doğuda bırakarak sırasıyla Parapattepe, Sancaktepe ve son olarak Karınca Burnu'nda Marmara Denizi kıyısında son bulur.
Mimari Yapısı ve Savunma Sistemleri
Sur duvarları, dış yüzeyleri küfedeki taşlarıyla kaplanarak ve iç kısımları moloz dolgu ile horasan harcı kullanılarak inşa edilmiştir. Duvarların bazı bölümlerinde farklı inşa tekniklerinin ve malzemelerin bulunması, geç dönemlerde yapılan onarımların işaretleri olarak değerlendirilmektedir. Surlarda sürekli olarak hazırda savaşçı bulundurmak mümkün olmadığından, duvarların hemen gerisinde kışlalar ve askeri ordugahlar inşa edilmiştir. Bu askeri yapılardan Karacaköy yakınlarında yer alanı 250x300 metre boyutlarındadır. Surların geçit noktalarında ise 31x57 metre veya 31x59 metre boyutlarında dikdörtgen şeklinde avlulu kapı tahkimatları yer almaktaydı. Köşelerinde kuleler barındırdığı anlaşılan ve dışarıdan içeriye ancak bu küçük avlulardan geçilerek girilmesini sağlayan bu yapılara halk tarafından bedesten adı verilmektedir. 1898 yılında oldukça iyi durumda olan bu kapı istihkamları ne yazık ki sonraki yıllarda tamamen yok edilmiştir.
Tarihsel Önemi ve Günümüzdeki Durumu
Bizans kaynaklarında yer alan bilgilere göre Anastasius Suru, imparatorlar tarafından 10. veya 11. yüzyıla kadar tamir ettirilmiş olmasına karşın kentin korunmasında beklenen etkiyi gösterememiştir. Batı yönünden gelen her istila dalgası bu surları kolayca aşmayı başarmıştır. Günümüzde son derece harap durumda olan savunma hattının birçok kesiminde yalnızca temel seviyesindeki izleri kalmıştır. Surun oldukça iyi korunmuş bir parçası Arabacı Kapısı denilen mevkide görülmektedir; burada sur duvarının yaklaşık 30 metrelik bir kesimi, 5 metreyi aşan bir yüksekliğe ve 3,15 metre kalınlığa sahiptir. Schuchhardt'ın 1898 yılındaki incelemelerinde varlığını rapor ettiği Karanlık Ayazma ile Çilingirtepe arasındaki on adet yarım yuvarlak burçtan günümüze hiçbir şey kalmamıştır. Surun Silivri yakınındaki güney ucu daha 1898 yılında dahi görünmez durumdayken, nispeten belirli olan kuzey bölümleri ise çevre köylüler tarafından taş devşirmek amacıyla tahrip edilmiş ve son olarak 1990 yılında duvarın Karadeniz'e kavuşan uç noktası bir müteahhit tarafından sökülerek tamamen ortadan kaldırılmıştır.