Amik Gölü'nün Tarihi ve Coğrafi Yapısı
Amik Gölü, Hatay ilinde Asi (Orontes) Nehri havzasında bulunan büyük bir tatlı su gölüydü ve antik Antioch (Antakya) kentinin kuzeydoğusunda yer alıyordu. Ölü Deniz Dönüşümü'nün en kuzeyindeki Amik Ovası'nın merkezinde konumlanan göl, sel dönemlerinde genişleyerek 300-350 kilometrekarelik bir alanı kaplar ve etrafı geniş bataklıklarla çevrelenirdi. Tortul analizleri, gölün son halinin son 3000 yılda gerçekleşen aralıklı sel baskınları ve Asi Nehri'nin ağzında biriken alüvyonlar sayesinde oluştuğunu göstermektedir. Tarihsel süreçte önemli bir konuma sahip olan göl, 14. yüzyıl Arap coğrafyacısı Ebu el-Fida tarafından tatlı suya sahip, 32 km uzunluğunda ve 7 km genişliğinde bir göl olarak tanımlanmıştır. 18. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden gezgin Richard Pococke ise suyunun renginden ötürü gölün 'Bahr-Agoule (Beyaz Göl)' olarak adlandırıldığını kaydetmiştir.
Sosyal ve Ekonomik Yaşamdaki Yeri
Amik Gölü, çevresindeki yerleşimler ve özellikle Antakya kenti için hayati bir balık ve kabuklu deniz ürünleri kaynağı olmuştur. 20. yüzyılda göl; çevresindeki 70 köyde yaşayan yaklaşık 50.000 kişilik nüfusu hayvancılık, kamış hasadı ve özellikle büyük öneme sahip yılan balığı avcılığı gibi faaliyetlerle ekonomik olarak desteklemiştir. Yaz aylarında göl sularının çekilmesiyle ortaya çıkan meralarda tarım yapılmış, mahsul ve yem yetiştirilmiştir. Ayrıca yöre halkı, gölden topladıkları sazlardan Huğ olarak bilinen geleneksel konutlar inşa ederek barınma ihtiyaçlarını karşılamışlardır.
Ekolojik Zenginliği ve Endemik Türleri
Göl, su kuşları ve diğer kuş türleri, özellikle beyaz leylekler ile pelikanların göç yolları üzerinde yer alan son derece değerli bir habitattı. Aynı zamanda Anhinga rufa türünün izole bir üreme alanı olan göl; Francolinus francolinus billypayni ve Panurus biarmicus kosswigi gibi endemik kuş popülasyonlarını da barındırmaktaydı. Balık çeşitliliği açısından da zengin olan gölde, ışınsal yüzgeçli bir balık türü olan Hemigrammocapoeta caudomaculata dünyada yalnızca Amik Gölü'nde yaşarken, sazangiller familyasından Carasobarbus canis ise Türkiye'de başka hiçbir yerde bulunmuyordu. Gölün kurutulmasıyla birlikte tüm bu endemik kuş ve balık türleri yok olmuştur.
Kurutulma Süreci ve Çevresel Etkileri
1940 yılında pamuk yetiştiriciliği için tarım arazisi kazanmak ve sıtma hastalığını ortadan kaldırmak amacıyla gölün kurutulması çalışmalarına başlanmıştır. Gölün sularını doğrudan Asi Nehri'ne yönlendiren büyük drenaj projesi 1966 yılından itibaren Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından yürütülmüş ve 1970'li yılların başında göl tamamen boşaltılmıştır. Eski göl yatağı tarım arazisi olarak kullanılmaya başlanmış ve 2007 yılında bu yatağın merkezine Hatay Havaalanı inşa edilmiştir. Ancak gölün kurutulması telafisi zor çevresel hasarları beraberinde getirmiştir. Toprak tuzluluğunun artması verimliliği düşürmüş, yapılan drenaj çalışmalarına rağmen birçok alan hala periyodik olarak sular altında kalmaktadır. Yeraltı su seviyesinin bazı noktalarda 20 metreden 400 metreye kadar düşmesi ise bölgede çökme vakalarını artırarak binalarda ciddi hasarlara yol açmaktadır.