Mersin ili Mut ilçesi sınırlarında yer alan Alahan Manastırı, Toros Dağları üzerinde yaklaşık 1200 rakımda konumlanmış büyük bir kilise örenidir. Mersin'i Karaman'a bağlayan devlet karayolunun 2 kilometre kadar doğusunda yer alan bu tarihi alana ulaşım son derece kolaydır. Kuş uçuşu olarak Mut ilçesinin 15 kilometre kadar kuzeyinde bulunan manastırın yolu hemen hemen her mevsim açık olup, ana yoldan bölgeye ulaşım yaklaşık 10 dakika sürmektedir.
Alahan Manastırı'nın Tarihçesi ve Kuruluşu
Manastırın kökenleri Hristiyanlığın erken yayılma dönemine kadar uzanmaktadır. Hristiyanlığın öncülerinden olan ve İsa'nın havarileri arasında yer alan Tarsuslu Pavlus (Sen Paul) ile yine Tarsus'ta yaşamış olan Barnabas, MS 41 yılında inançlarını yaymak amacıyla Anadolu'da çeşitli seyahatler gerçekleştirmişlerdir. Bu seyahatler sırasında konakladıkları noktalarda anılarına tapınaklar inşa edilmiştir. O dönemde Hristiyanlık henüz resmi bir din kabul edilmediği ve ibadetler gizli yürütüldüğü için, bu tapınakların gözden uzak ve ulaşılması güç konumlarda olmasına dikkat edilmiştir. Alahan Manastırı'nın bulunduğu alanda da başlangıçta bu nitelikte gizli bir tapınak yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bugün kalıntıları görülen manastır öreni ise Hristiyanlığın resmen kabul edilmesinden sonra, beşinci yüzyılda inşa edilmiştir. Manastırı yaptıran kişi, alanda kendi lahdi ve kitabesi de bulunan Tarasis adında bir rahiptir. Yapının finansmanı ise büyük ölçüde Bizans İmparatoru tarafından karşılanmıştır. Tarihsel araştırmalar manastırın yapım dönemi hakkında iki farklı görüş sunmaktadır: Kimi kaynaklar manastırın MS 440-442 yılları arasında (İmparator II. Theodosius dönemi) yapıldığını savunurken, diğer kaynaklar ise MS 474'ten sonra (İmparator Flavius Zeno dönemi) inşa edildiğini belirtmektedir. Manastırın farklı bölümlerinin farklı imparatorların hükümdarlık dönemlerinde tamamlanmış olması da güçlü bir olasılıktır.
Mimari Özellikler ve Eşsiz Sanatsal Ayrıntılar
Alahan Manastırı geniş bir alana yayılan oldukça kapsamlı bir komplekstir. Bu arkeolojik kompleks; Batı Kilisesi (Evangelist Bazilika), Manastır, Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odaları ve çevredeki mezarlardan meydana gelmiştir. Yapıların süslemelerinde kullanılan zengin kabartma motifler ve taş işçiliği kalitesi, buranın dönemin en seçkin ustaları tarafından inşa edildiğini göstermektedir. Günümüzde Batı Kilisesi yıkılmış durumdadır. Ancak bu yıkılan kilisenin girişi olduğu düşünülen alanda; Cebrail ve Mikail başta olmak üzere kanatlı melek tasvirleri, çeşitli hayvan figürleri ve İsa büstü yer almaktadır.
Kompleksteki iki ana kilise yapısı, birbirine 115 metre uzunluğunda kolonlu ve kemerli görkemli bir galeri-teras ile bağlanmıştır. Bu galerinin tam ortasında, her yanı zengin kabartma süslemelerle bezeli büyük bir niş bulunmaktadır. Aynı galeri yolu üzerinde, içerisinde haç biçiminde bir havuz yer alan apsisli bir vaftizhane mevcuttur. Vaftizhanenin hemen karşısındaki kayalarda ise mezarlar oyulmuştur. Bu mezarlardan en önemlisi manastırın kurucusu Rahip Tarasis'e aittir. Tarasis'in mezar kitabesinde tam olarak şu ifadeler yer alır: "Burada çok mümtaz Flavius Severinus ve Flavius Dagalaiphus’un konsüllüğünden sonra İndiktionun 15. yılının 13 Şubatında kutsal oruçların ilk haftasının salı günü ölmüş olan hatırası kutsal kurucu Tarasis yatıyor."
Ayasofya ile Benzerlikler ve Dünya Mirası Adaylığı
Kompleksin doğusunda yer alan Doğu Kilisesi, kesme taşlar kullanılarak son derece özenli bir işçilikle inşa edilmiştir. Yapı, çeşitli kabartma süslemelerle dekore edilmiştir. Kilisenin dikdörtgene yakın planlı kubbenin binayı aşan duvarlarında, her cephede birer adet olmak üzere toplam dört pencere bulunur. Bu yapı, mimari açıdan kendisinden yaklaşık altmış yetmiş yıl sonra (MS 532-537) İstanbul'da inşa edilecek olan dünyaca ünlü Ayasofya Kilisesi ile ortak mimari özelliklere sahiptir. Manastırın parlak dönemi 7. yüzyılda Arap akınlarının başlaması ile sona ermiş olsa da uzun süre ayakta kalmıştır. Öyle ki 17. yüzyılda bölgeyi ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, manastır için "Usta elinden yeni çıkmış gibi duruyor" ifadesini kullanmıştır.
Alahan Manastırı'nda bilimsel anlamdaki ilk arkeolojik kazılar 1955-1972 yılları arasında, bir dönem Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü müdürlüğünü de üstlenen arkeolog Michael Gough tarafından yürütülmüştür. Bu üstün tarihi değer taşıyan manastır kompleksi, 25.02.2000 tarihinde UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'ne eklenmiştir ve Türkiye listesinin 12. sırasında yer almaktadır.