Aksu Havzası, Türkiye'nin güneybatısında, günümüz Aksu Nehri çevresinde yer alan ve yaklaşık 2000 kilometrekarelik bir alanı kaplayan son derece önemli bir tortul havzadır. Isparta Açısı'nda birçok önemli tektonik sistemin kesişim noktasında yer alan bu havza, çevresindeki Anadolu Yaylası'na göre bir graben oluşturur. Köprü Çay ve Manavgat havzaları ile birlikte daha geniş olan Antalya Havzası'nın bir parçasını oluşturan bu alan, zengin tektonik karmaşıklığı ve iyi açığa çıkan yapısal ve tortul özellikleri nedeniyle 1910'lu yıllardan beri jeologların büyük ilgisini çekmektedir.
Aksu Havzası'nın Jeolojik Yapısı ve Genel Özellikleri
Havzanın kuzeyinde Anadolu kıtasal platosu yükselirken, güneyinde Afrika ve Avrasya levhaları çarpışmakta; bu çarpışma neticesinde Akdeniz Sırtı ve Helenik dalma zonu gibi önemli yapılar ortaya çıkmaktadır. Batıda Bey Dağları platformu karbonatları ile sınırlanan havzayı, doğudaki Aksu Bindirmesi Köprüçay Havzası'ndan ayırır. Isparta Açısı içerisinde konumlanan Aksu Havzası; kuzeydeki yaşlı Aksu-Karpuzçay alt havzası ile güneydeki genç Yenimahalle-Karpuzçay alt havzası ve Çalkaya alt havzası olmak üzere iki temel bölüme ayrılmaktadır. Havzanın güney kısmı günümüzde yoğun şekilde karstikleşmiş ve gür bir bitki örtüsüyle kaplanmıştır.
Havzanın Tarihsel Evrimi ve Çökelme Süreçleri
Aksu Havzası, Neojen döneminden itibaren giderek çökeltilerle dolmaya başlamıştır. Havzanın oluşumu; kuzeyde Toros Dağları'nın yükselmesi, Isparta Açısı içindeki riftleşme ve günümüzde Antalya Körfezi'ni oluşturan güneydeki bölgenin göreceli olarak çökmesi gibi çoklu jeolojik süreçlerin bir araya gelmesiyle gerçekleşmiştir. Miyosen öncesi temel, Antalya Napları ile çevrelenen ve ince bir Paleojen tortul tabakası ile örtülen Bey Dağları platformundan oluşmaktadır. Geç Oligosen'den itibaren yükselen deniz seviyeleri bölgede transgresyona neden olmuş; sığ deniz Karabayır Kireçtaşları havza çevresinde geniş bir platform meydana getirirken güneyde molasik bir havza olarak Antalya Havzası'nın temelleri atılmıştır.
Miyosen Dönemi ve Messiniyen Tuzluluk Krizi
Orta Miyosen döneminde (yaklaşık 16-11 milyon yıl önce) Karabayır platformunu kesen bir graben halinde şekillenen Aksu Havzası, çevredeki yükselen kıtasal alanlardan gelen yoğun erozyon ürünleriyle dolmuştur. Bu dönemde havzada Kapıkaya, Kozan, Karadağ, Kargı ve Bucak olmak üzere beş adet yelpaze deltası ile Eskiköy alüvyon yelpazesi gelişmiştir. Sıcak ve iyi havalandırılmış sığ deniz sahanlığında Porites ve Tarbaellastraea cinsi mercan resifleri kıyı şeridini çevrelemiştir. Yaklaşık 5,6 milyon yıl önce gerçekleşen Messiniyen tuzluluk krizi ile Akdeniz genelinde deniz seviyeleri muazzam şekilde düşmüş, havza karalaşarak derin kanyonlar ve boğazlar oyulmuştur. Messiniyen sonrasında deniz seviyelerinin değişimiyle Gebiz Kireçtaşı çökelmiş; ardından Erken Pliyosen'deki kısa süreli gelgit düzlüğü ve sığ deniz koşullarının ardından havza tamamen karasal koşullara dönerek Pleistosen döneminde antik Aksu Nehri'nin çökelleriyle dolumunu sürdürmüştür.