Tarih ve Kültürün Kesişim Noktası: Akşehir
Konya ilinin bir ilçesi olan ve Konya-Afyon kara yolu üzerinde yer alan Akşehir, tarih boyunca önemli bir yerleşim, ticaret ve kültür merkezi olmuştur. Deniz seviyesinden ortalama 1.025 metre yükseklikte konumlanan bu tarihi ilçe, Konya il merkezine 135 kilometre, Afyonkarahisar'a ise 90 kilometre mesafede bulunmaktadır. Yüzölçümü 895 km² olan Akşehir'e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem'e kadar uzanmaktadır.
Antik Çağlardan Günümüze Akşehir'in İsim Yolculuğu
Akşehir, tarihi boyunca farklı medeniyetlerin yönetimi altında kalmış ve çeşitli isimlerle anılmıştır. Hititler zamanında adı Thymbrion olan yerleşim, zamanla Frigya devletinin ve daha sonra Lidyalılar'ın egemenliğine girerek önemini artırmış ve ünlü "Krallar Yolu"nun geçtiği bir merkez haline gelmiştir. Milattan önce 3. yüzyılda "Bal Sevenler" adıyla anılan kent; Pers ve Hellenistik dönemlerin ardından Roma ve Bizans egemenliğine geçmiştir. Tarihte Filomilion (Philomelion) adıyla bilinen ve Efes'ten doğuya uzanan büyük Greko-Romen Yolu üzerindeki bu Bergama kuruluşu, Kilikya'ya giden Cicero'nun yazışmalarının bir kısmına ev sahipliği yapmıştır. Elçi Pavlus'un 1. yüzyıldaki ikinci ve üçüncü müjdeleme yolculuğunda geçmesiyle Hristiyanlık izlerinin görüldüğü kasaba, bir dönem piskoposluk merkezi de olmuştur. Araplar ise kenti, beyaz çiçek açmış elma ve erik ağaçlarının görüntüsünden dolayı "Belde-i Beyza" (Beyaz Şehir) olarak anmışlardır.
Nasreddin Hoca'nın Yurdu ve Tarihsel Dönemler
Anadolu'ya yayılan Türkler tarafından Kutalmışoğlu Süleyman Şah komutasında fethedilen Akşehir, Haçlı Seferleri ve Moğol istilaları gibi süreçlerde büyük yıkımlar yaşamıştır. 1381 yılında Padişah I. Murad'a satılarak Osmanlı egemenliğine giren şehir, Yıldırım I. Bayezid'in Timur'a yenilmesiyle Moğolların ve Fetret Dönemi'nden sonra Karamanoğulları'nın eline geçmiş; nihayet Fatih Sultan Mehmet tarafından 1467'de kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ünlü halk bilgesi Nasreddin Hoca gençliğinden itibaren burada yaşamış olup, Nasreddin Hoca Türbesi de ilçede yer almaktadır. Nasreddin Hoca Derneği, 2007 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan "Dünyanın Ortası Akşehir" tescil belgesini almıştır. Her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında düzenlenen Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği, 4 Temmuz günü temsili hocanın türbeden davet edilmesiyle başlamaktadır.
Kurtuluş Savaşı'nın Stratejik Karargâhı
Türk Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktası olan Sakarya Meydan Muharebesi'nin ardından, 18 Kasım 1921 tarihinden itibaren Garp (Batı) Cephesi Karargâhı Akşehir'e yerleşmiştir. Kumandan İsmet Paşa, Büyük Taarruz'un hazırlıklarını 9 ay boyunca Akşehir'de yürütmüş; 24 Ağustos 1922'de kuvvetler Büyük Taarruz için Akşehir'den Afyon'a doğru hareket etmiştir. Ünlü yazar Tarık Buğra da "Küçük Ağa" romanında o günlerin Akşehir'ini kaleme almıştır. Bu tarihi süreçte Atatürk'ün kaldığı karargâh binası ise günümüzde müze yapılmıştır.
Doğal Zenginlikler ve Akşehir Kirazı
Akşehir ve Eber Gölleri arasında oluşan mikroklima etkisiyle aromasını kazanan ve Lady Diana'nın yediği söylentileriyle bilinen Napolyon kirazı meşhurdur ve 2004 yılında "Akşehir kirazı" adıyla tescil ettirilmiştir. İlçede yer alan ve Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü, 353 km² yüzölçümüyle Türkiye'nin en büyük 5. gölüdür. Ancak bu göl, bilinçsiz sulama ve küresel ısınmanın etkisiyle son yıllarda ciddi bir su kaybı ve canlı türü azalması yaşamaktadır.