Tarih Boyunca Farklı Medeniyetlerin Beşiği: Aksaray
İç Anadolu Bölgesi'nin merkezinde yer alan Aksaray, tarihi antik dönemlere kadar uzanan köklü bir geçmişe sahiptir. Hititler döneminde Garsaura adıyla anılan yerleşim yeri, son Kapadokya Kralı Archelaos tarafından yeniden inşa edilerek kralın adına ithafen Archaleis ismini almıştır. Kapadokya Krallığı'nın sona ermesinin ardından Roma İmparatorluğu topraklarına katılan şehir, İmparator Klavdiyus döneminde bir Roma kolonisi haline gelerek Colonia Archelais adıyla anılmaya başlamıştır. Bizans idaresinin ardından 1078 yılı sonrasında Selçuklu hakimiyetine giren kent, Anadolu Selçuklu Devleti'nin en önemli merkezlerinden biri haline gelmiştir.
Selçuklu İhtişamı ve II. Kılıç Arslan'ın Mirası
Şehir, 1170 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan tarafından adeta yeniden imar edilmiştir. Sultan'ın şehirde yaptırdığı saray nedeniyle yerleşim Aksaray adını almıştır. Sultan II. Kılıç Arslan'ın çoğunlukla bu şehirde yaşaması ve buraya askeri tesisler inşa ettirmesi dolayısıyla kente askeri ve stratejik önemini simgeleyen Dârüzzafer, Dârürribât ve Dârülcihâd unvanları verilmiştir. İlerleyen dönemlerde Karamanoğulları Beyliği ile Osmanlı İmparatorluğu arasında birçok kez el değiştiren Aksaray, 1468 yılında kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu mücadeleler sırasında ciddi tahribata uğrayan kentin nüfusunun büyük bir kısmı İstanbul'a nakledilmiş ve günümüzdeki İstanbul Aksaray semtinin kurulmasına vesile olmuştur. 1933 yılında il statüsü kaldırılarak Niğde'ye bağlanan Aksaray, 1989 yılında çıkarılan 3578 sayılı kanunla yeniden il merkezi konumuna gelmiştir.
Görülmeye Değer Tarihi ve Mimari Eserler
Aksaray şehir merkezinde farklı dönemlerin izlerini taşıyan çok sayıda tarihi eser yer almaktadır. Selçuklu döneminden günümüze ulaşan ve 1221-1236 yılları arasında I. Alâeddin Keykubad'ın yönetimi altında inşa edilen Eğri Minare, Kılıçarslan Hamamları ve tarihi Selçuklu köprüleri şehrin simgelerindendir. Karamanoğulları döneminden kalan Karamanoğlu Camii (Ulu Cami) ve 1345 yılında Karaman beyi tarafından yaptırılan tipik Selçuklu kapılı Zinciriye Medresesi de mutlaka görülmesi gereken eserler arasındadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Vali Abdullah Sabri Karter tarafından yaptırılan ve 1920'lerde tamamlanan Aksaray Hükümet Konakları, Vali Konağı, Milli Kütüphane ve Azmi Milli Un Fabrikası ise erken Cumhuriyet dönemi mimarisinin en özgün örneklerindendir. Ayrıca 14. yüzyılın büyük İslam alimi Somuncu Baba ve müderris Cemaleddin Aksarayi'nin mezarları da kentteki tarihi Ervah Mezarlığı'nda bulunmaktadır.
Çevre Coğrafya, Höyükler ve Eşsiz Rotalar
Aksaray ve yakın çevresi, doğaseverler ve arkeoloji meraklıları için benzersiz zenginlikler sunmaktadır. Şehrin hemen yakınında yükselen 3.000 metrelik sönmüş yanardağ Hasan Dağı, görkemli manzarasıyla kenti süslemektedir. Şehrin doğusunda yer alan 25 km uzaklıktaki Aşıklı Höyük antik bir mezar höyüğü iken, kuzeybatıda 18 km uzaklıkta bulunan Acemhöyük ise Erken Tunç Çağı yerleşimine ev sahipliği yapmaktadır. Bölgenin en popüler turistik noktası olan Ihlara Vadisi ise şehre 40 km mesafede olup, 9. yüzyıl ve öncesine ait fresklerle süslenmiş kayalara oyulmuş antik kiliseleri bünyesinde barındırır. Sarp bir kayalığın üzerinde yükselen Yüksek Kilise ve Helvadere kasabasındaki antik Roma ve Bizans şehri Nora da keşfedilmeyi bekleyen diğer önemli tarihi duraklardır.
Coğrafi Yapı, İklim ve Ekonomik Yaşam
Deniz seviyesinden 980 metre yükseklikte konumlanan Aksaray, soğuk ve karasal bir iklim tipine sahiptir. Yaz mevsiminin sıcak ve kurak, kış mevsiminin ise soğuk ve yağışlı geçtiği bölgede yağışlar en çok ilkbahar ve kış aylarında görülmektedir. Şehir ekonomisinin temelini ise işgücünün %70'ini oluşturan tarım ve hayvancılık oluşturur. Başta en baskın ürün olan buğday olmak üzere arpa, şeker pancarı, incir, mısır, patates, soğan, fasulye, keten, kenevir, üzüm ve elma üretimi yapılmakta; ayrıca geleneksel ekonominin bir parçası olarak el emeği halı ve kilim dokumacılığı sürdürülmektedir.