Trabzon ilinin nüfus bakımından en büyük ikinci ilçesi olan Akçaabat, tarihi derinliği, kültürel zenginlikleri ve köklü geçmişiyle Karadeniz Bölgesi'nin en önemli yerleşim merkezlerinden biridir. Eski ismiyle Polathane olarak bilinen ilçe; batısında Çarşıbaşı ve Vakfıkebir, güneyinde Düzköy ve Maçka, doğusunda ise merkez ilçe olan Ortahisar ilçeleri ile çevrilidir. Deniz seviyesinden ortalama 11 metre yükseklikte yer alan ve 375 kilometrekarelik bir yüzölçümüne sahip olan Akçaabat, günümüzde özellikle dünyaca meşhur köftesi ve horon kültürüyle tanınmaktadır. İlçede 1990'lı yılların sonuna kadar tütün tarımı da oldukça önemli bir yere sahipti.
Akçaabat'ın Köklü Tarihi ve Fethi
Akçaabat'ta Türk yerleşimi 12. yüzyıldan itibaren Selçuklu döneminde Türkmen beylerinin bölgeyi fethetmesiyle başlamıştır. İlçe, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına katılmıştır. Antik dönemlerden günümüze uzanan zengin bir tarihi mirasa ev sahipliği yapan ilçede Roma, Bizans, Trabzon İmparatorluğu ve Osmanlı dönemlerine ait tarihi yapıt ve izlere rastlamak mümkündür. Osmanlı yönetimi altında uzun yıllar nahiye olarak teşkilatlandırılan bölgeye dair 1640 yılında burayı ziyaret eden ünlü seyyah Evliya Çelebi, haftada bir kurulan Platana pazarında 10.000 kişinin toplandığını ve pazarın çevresinde gelişmiş ve refah içinde olan zengin köylerin bulunduğunu belirtmiştir. Akçaabat, 1796 yılında yaşanan veba salgınından büyük oranda etkilenmiş, 1847 yılında kaza statüsü almış, 1864'te yeniden nahiye yapılmış ve nihayet 1867'de Trabzon vilayetinin merkez sancağına bağlanmıştır. 20 Nisan 1916 tarihinde ise Rus işgaline uğramıştır.
Etimolojik Kökeni ve Platana Adı
Kentin bilinen en eski adı Yunanca "çınar ağacı" anlamına gelen Platana'dır. 19. yüzyılda bu adın deforme edilmesiyle Pulatane ve Pulathane adları oluşturulmuştur. 1817 tarihli seyahatnamesinde Bıjışkyan, Platana'nın Yoros koyu içinde bir kasaba olduğunu belirtmiş ve eski halkın çınar ağacına tapması nedeniyle bu adı aldığını, ancak bazı kaynakların burayı "demir fabrikası" anlamına gelen Polathane olarak andığını kaydetmiştir. 1904 tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi'nde de ilçe merkezinin adının "Platana" olduğu ve çınar anlamına geldiği doğrulanmaktadır. Akçaabat adının ise beyaz evlerinden, ticaretin gelişmesi ve paranın bolluğundan veya eski Türkçede "batıdaki şehir" anlamına gelmesinden kaynaklandığına dair varsayımlar da ileri sürülmüştür.
Geçmişten Günümüze Doğal ve Demografik Yapı
Tarih boyunca çok kültürlü bir nüfus yapısına sahip olan Akçaabat kazasında Müslümanlar ile Rum ve Ermeni gayrimüslim nüfus uzun yıllar bir arada yaşamıştır. 19. yüzyılın ilk yarısından itibaren gayrimüslim nüfusun bir kısmı yeni iş gücü sağlamak amacıyla İstanbul ve Sinop gibi yurt içi merkezlere ya da Rus topraklarına göç etmeye başlamıştır. 1886 yılına ait kayıtlarda Akçaabat sahillerinde 120 bin zeytin ağacının bulunduğu belirtilmekteyse de, bu ağaçların büyük bölümü Rus işgali döneminde tahrip edilmiş, geri kalanlar da bakımsızlıktan kuruduğu için günümüze ulaşamamıştır. Günümüzde ise tarihi dokusunu koruyan Orta Mahalle evleri ve Ak Camii gibi tarihi yapılarıyla Akçaabat, Karadeniz'in en değerli kültür duraklarından biridir.