Afyonkarahisar Kalesi, Afyonkarahisar şehir merkezinde yer alan, sönmüş bir volkanın üzerindeki 226 metre yükseklikteki doğal kaya kütlesi üzerine kurulmuş tarihi bir kaledir. Kente tamamen hâkim bir konumda yer alan bu yapı, bölgedeki en stratejik savunma noktalarından biri olmuştur. Kalenin tarihsel dokusu günümüze kadar tam anlamıyla korunamamış olsa da, içerisinde halen geçmişin izlerini taşıyan tarihi kalıntılar mevcuttur.
Kalenin Tarihsel Geçmişi ve Kökenleri
Kalenin bilinen en eski kullanımı Hitit İmparatorluğu dönemine kadar uzanmaktadır. MÖ 1350 yıllarında Hitit imparatoru II. Murşil zamanında gerçekleştirilen Arzava seferi sırasında müstahkem bir mevki olarak kullanılan kale, o dönemde Hapanuva adıyla anılmıştır. Stratejik önemi nedeniyle ilerleyen dönemlerde de aktif olarak kullanılan bu savunma yapısı, Roma ve Bizans dönemlerinde ise kaynaklarda Akroenos ismiyle yer almıştır.
Selçuklu Dönemi ve Hisar-ı Devlet
Anadolu'da Türk hakimiyetinin başlamasıyla birlikte, Selçuklu Hanedanından itibaren kale Karahisar adıyla anılmaya başlanmıştır. Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubat döneminde, devletin hazinelerinin bu güvenli kalede saklanması nedeniyle buraya Hisar-ı Devlet ismi de verilmiştir. Selçuklu vezirlerinden Sahip Ata Fahrettin Ali döneminde ise kalenin adı Karahisar-ı Sahip olarak değiştirilmiştir.
Osmanlı Dönemi ve Afyonkarahisar İsminin Doğuşu
Osmanlı İmparatorluğu döneminde kale, 1573 yılında padişah II. Selim tarafından kapsamlı bir tamirattan geçirilmiştir. II. Selim, gerçekleştirdiği bu onarım çalışmalarının yanı sıra, bölgede yetiştirilen afyondan esinlenerek kalenin adını Afyonkarahisar olarak değiştirmiştir. Kale, günümüzde de sönmüş volkanik kayalığı üzerinde heybetle yükselerek kentin en bilinen sembolü olmaya devam etmektedir.